Bültenimize Abone Olun

En son haberler ve özel duyurulardan haberdar olmak için abone olun

Tarih:

Türk Soylular ve Türkiye’nin Politik Tutumu: Bölüm 2

Diğer Başlıklar

Follow Us on Social Media

ÖZET

Bu çalışmanın temel amacı; “Türk soylu” topluluklar arasında kabul edilmeyen Irak ve Suriye Türkmenlerinin hukuki statülerini ortaya koyabilmektedir. Son dönemlerde Türkiye’de yaşayan Irak Türkmenleri, birçok kamu hizmetine erişim konusunda oldukça müşkül durumda kalmışlardır. Bu yazının bir diğer amacı ise Suriye ve Irak Türkmenleri ile Türkiye arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Türkiye, her ne kadar milliyetçi çizgide hareket ettiğini iddia etse de uygulamada 2010 sonrasında en yakın müttefikleri ya İhvancı çizgide yer alan milis grupları ya da Barzani Ailesi gibi bölgesel güçler olarak gözlemlenmiştir. Bu nedenle, Türkiye’nin Irak ve Suriye bölgelerindeki nüfuzunu Türkmenler yerine gelecekte nasıl davranabileceği belli olmayan gruplara dayandırması özellikle bir endişe kaynağı olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye, Afgan ve Pakilerin kol gezdiği, kendi sınırlarını bile korumaktan aciz bir memleket görüntüsü verirken Irak ve Suriye’deki nüfuzunu koruyabildiğinden nasıl söz edilebilir? Türkiye’nin son yıllarda sürekli değişen ve sadece günü kurtarmaya odaklı olduğu izlenen dış politika çizgisi çerçevesinde Türkmenlerin durumu hem Irak hem de Suriye ekseninde ayrı ayrı ele alınmıştır.

Türk Soylular ve Türkiye’nin Politik Tutumu: Bölüm 2

I. Giriş

Yazı serisinin ilk bölümünde, Türk soylu statüsü ele alınmış; hangi Türk toplumlarına Türk soylu statüsü verildiğine, Türkiye’nin değişen politikalarının Türk soylu toplumları nasıl etkilediğine ve Türk soyluların yaşadığı sorunlara değinilmiştir. Yazı serisinin ikinci bölümünde ise, Irak ve Suriye Türkmenlerinin genel olarak yaşadığı sorunlar, Türkiye’nin dış politika söylemleri çerçevesinde ele alınmıştır. Ayrıca Irak Türkmenlerinin, Suriye Türkmenlerine nazaran, çeşitli kamu hizmetlerine neden erişemediği açıklanmıştır. Irak ve Suriye Türkmenleri, Türkiye tarafından verilmiş farklı hukuki statülere sahiptir ve Türk soylu topluluklar arasında kabul edilmemektedir. Bu nedenle, özellikle Irak Türkmenlerinin eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerine erişimi son derece sıkıntılıdır. Ulusal ve uluslararası projelerin ise daha çok Suriyelilerin üzerinde yoğunlaşması, Türkiye’de yaşayan Irak Türkmenlerinin göz ardı edildiğini göstermektedir.

II. Türk Soylu Sayılmayan Topluluklar

Bu bölümde, hukuki olarak Türk soylu statüsü verilmeyen iki topluluk ele alınmıştır: Irak Türkmenleri ve Suriye Türkmenleri. Ayrıca bu topluluklar nezdinde, Türkiye’nin Irak ve Suriye’de takip ettiği politikanın bazı çelişkilere sahip olduğuna da değinilmiştir. Söz konusu çelişkiler, hem Türkiye’nin uzun soluklu stratejik hedeflerine ulaşmasını hem de Türkmenlerin kendi ülkelerindeki siyasi konumlarını zayıflatmaktadır.

i. Irak Türkmenleri

Türk soyluluk, yukarıda da dile getirildiği gibi mevzuatlar ve idari işlemler çerçevesinde tanımlanmış bir statüye işaret etmektedir. Ancak Irak ve Suriye Türkmenlerinin hala Türk soylu olarak kabul edilmemesi birtakım sorunları beraberinde getirmektedir. 2011-2022 arasında yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında, Suriye ve Irak’tan Türkiye’ye sığınan/göç eden insanların arasında kesif bir Türkmen kitlesinin varlığından söz edilebilir. Özellikle Irak Türkmenlerine Türk soylu diğer gruplara tanınan hakların verilmemesi, Türkmenlerin Türkiye’deki yaşamlarını zorlaştıran bir etkendir. Öncelikle Türkiye’nin Irak Türkmenlerine neden Türk soylu gruplara tanınan hakları vermediğinin sorgulanması gerekmektedir. Irak’tan Türkiye’ye gelen Türkmenler, genel itibariyle Merkezi Irak Hükümeti’nin korumasından da yoksun kalmış kimselerdir. Uzun bir dönem boyunca Irak’ta birlikte hareket eden Şii ve Sünni Türkmenler, en son 2014 seçimlerinde, Irak Meclisi Türkmen Grup Başkanı ve Irak Türkmen Cephesi (ITC) Kerkük Milletvekili Erşat Salihi’nin gayretleriyle, ortak bir liste oluşturabilmişlerdir.[1] Ancak daha sonra yaşanan siyasi, askeri ve iktisadi gelişmeler Irak’taki Türkmen birliğinin parçalanmasına yol açmıştır. Bu süreçte, özellikle Irak’taki Türk nüfuzunun giderek örselenmesi ve Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nin bağımsızlık teşebbüsü bir soruyu akıllara getirmektedir: Türkiye, Irak’taki nüfuzundan ve Türkmen varlığından vazgeçmiş midir? Bu yazı çerçevesinde, şimdilik, Irak Türkmenlerine yönelik bazı genel geçer yorumlara yer verilecektir.

Çeşitli kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen projelere bakıldığı zaman, Türkiye’nin aslında Irak’ta yaşamaya devam eden Türklerin hayatlarını kolaylaştırabilmek adına bazı girişimlerde bulunduğu da gözlemlenmektedir. Mesela Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), tarafından yürütülen bir projede Erbil, Altınköprü’de yaşayan terör mağduru Telafer ve Hawice’den gelen Türkmen kadınlara dikiş makinesi, dikiş setleri ve kumaş gibi temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik yardımlarda bulunulmuştur.[2] Yine TİKA tarafından yürütülen “Kifri Goncagül Anaokulu Yapımı Eğitim Destek Projesi” çerçevesinde, Kifri’de yaşayan Türkmen çocukların eğitim göreceği modern bir anaokulu inşa edildiği ve 2022’de söz konusu okulu faaliyetlerine başladığı anlaşılmaktadır.[3] TİKA’nın veri tabanında yapılacak bir arama neticesinde, aslında Irak’ta yaşamlarını sürdürmeye devam eden Türkmenlere yönelik birçok projenin hayata geçirildiği görülmektedir. Başka kamu kurumları tarafından da çeşitli projeler sürdürülmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile işbirliği içerisinde, Irak’ta Türkçe eğitim veren Türkmen okullarında görev yapan öğretmenlerin formasyonlarının geliştirilmesi ve eğitim kalitesinin arttırılması amacıyla 01 Temmuz 2021 tarihinden itibaren Irak Türkçe Eğitim ve Öğretmen Gelişim Programı başlıklı eğitim projesi gerçekleştirilmiştir.[4] Tüm bu projeler birlikte değerlendirildiği vakit, Türkiye’nin Irak’ta yaşamaya devam eden Türkmenlerden tamamen vazgeçtiğini iddia etmek,  eksik bir değerlendirme olur. Ancak Türkiye’nin Irak Türkmenlerine ve Irak’taki nüfuz alanına dair belirgin bir politikası bulunmamaktadır.

Üstelik Türkiye, Irak’taki Türkmenler söz konusu olduğunda yapıcı bir tutum sergilemekten de uzaktır. Irak Türkmenleri, 2010’lu yılların ortasına kadar mezhep kavgalarından uzak bir şekilde, sadece Türklük etrafından kenetlenmeyi başarmış bir topluluktu. Ancak Irak’ta özellikle Şiilerin dini lideri Ayetullah Ali Sistani’nin ve İran’ın artan etkisi, IŞİD ve Haşdi Şabi gibi yapıların toplumları kutuplaştırması, toplumsal vaatlerin farklı bir mahiyet alması vs. Türkmenlerin bölünmesine yol açmıştır. Mesela IŞİD’e destek veren ve hatta komuta kademelerinde yükselen Iraklı Sünni Türkmenler, Türkmen topluluğunun bölünmesine zemin hazırlayan sebepler arasında yer almaktadır.[5] Ancak Iraklı Şii Türkmenler, IŞİD’den zarar görenler arasında Sünni Türkmenlerin de bulunduğunu oldukça iyi bilmektedir. Ancak bazı Türkmenler, IŞİD’in özellikle Kerkük’e bağlı Taze Hurmati, Beşir Köyü, Dakuk gibi Şii Türkmenlerin yoğun yaşadığı bölgelere saldırdığını dile getirmiştir.[6] Üstelik bu suçları işleyen veya ortak olan birçok kimse ya Suriye’ye ya da Türkiye’ye kaçmış vaziyettedir. Türkiye, düzensiz göç ile ülkeye gelen birçok teröristi en basit deyimiyle görmezden gelmiştir. Hatta birçok IŞİD militanına Türkiye tarafından oturum izni, kimlik veya pasaport verildiği uzun zamandır iddia edilmektedir.[7] Mesela IŞİD tarafından kaçırılan Türkmenleri arayan bir kişi “Mesela, Telafer’de bir aile var. Ailenin oğlu 5 yaşlarındayken IŞİD tarafından kaçırılıyor. Kaçıran kişinin adı belli, Irak Dışişleri tarafından Türkiye’ye bildirildi. Çocuğu kaçıran kişi IŞİD’in üst düzey isimlerinden ve çocukla birlikte Türkiye’de. Aile çocuğunu istiyor ama geri alamıyor çünkü kaçıran kişi benim çocuğum diyor.[8] sözlerini aktarmıştır. Türkiye, bu noktada, Iraklı Türkmenlere sahip çıkmaktansa olayın üzerini kapatmayı tercih etmektedir. Tıpkı düzensiz göçmen ve yasadışı sığınmacı mevzularında olduğu gibi, bir olayın görmezden gelindiği vakit çözülebileceğine yönelik inanç, Türkiye’yi çok daha ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakmıştır.

Ancak madalyonun bir de öteki yüzü bulunmaktadır. Iraklı Şii Türkmenlerin Haşdi Şabi içerisinde yer alması, Sünni Türkmenleri oldukça rahatsız etmektedir. Sünni Türkmenler arasında Şii Türkmenlerin özellikle Haşdi Şabi’yi desteklediği yönünde bir görüş yayılmış vaziyettedir.  Üstelik 2016 yılında dolaşıma sokulan bazı haberler, Sünni Türkmenlerin Haşdi Şabi’yi ve Şii Türkmenleri daha çok suçlamaya başlamasına da zemin hazırlamıştır. Telafer’in Haşdi Şabi milisleri tarafından kuşatıldığına yönelik iddialar, Türkmenler arasında paniğe sebep olmuştur.[9] Haşdi Şabi içerisinde Türkmenler’den oluşan iki tümen kurulmuş durumdadır. Haşdi Şabi’ye katılan Milliyetçi Türkmen Hak Partisi’nin bünyesindeki Türkmenlerin çoğunun Sünni olduğu ifade edilmiştir. [10] Ancak Irak Türkmenlerinin özellikle IŞİD saldırıları esnasında Türkmenleri yeterince desteklemeyen Türkiye’ye yönelik sitemleri de mevcuttur. Kerkük bölgesinde konuşlanmış olan 16. Türkmen Tugayı komutan yardımcısı Ebu Mustafa İmâmî 16 Ekim 2016 tarihli bir röportajında şöyle diyor:

Türk Milleti şerefli bir millettir, güzel bir millettir. Biz de Türk Milletinin bir parçasıyız. Biz bununla (Türk Olmakla) iftihar ediyoruz. Ama Hükümet ile (Türkiye Hükümeti) sorunlarımız var. IŞİD 500 bin Türkmen nüfuslu Telafer’e girdiğinde, nice Türkmen köylerini ele geçirdiklerinde bu hükümet (Türkiye Hükümeti) tek bir kınama dahi yayınlamamıştı. Telafer’de katledilenler Türkmen değil miydi? Şimdi biz Kerkük Türkmenleri bir birlik (Haşdi Şabi) kurmuşuz, gelip buna (bize) yardım etmeleri mi gerekir, yoksa karşısında olup Musul’u mu bahane etmeleri gerekir? Artık Türkmen’in bir silahlı gücü var. Bu (kendini korumak) bizim en doğal hakkımız. Biz o dönem (IŞİD tarafından Telafer’de katliam yapılmaya başlandığı dönem) bütün komşularımızdan yardım istedik. Biz kurduğumuz birliğin adını Türkmen koymuşsak, isterdik ki bize ilk sahip çıkan Türkiye olsun, çünkü Türkmenlerin hiçbir gücü yoktu. (Adil, 2016)”[11]

Fotoğraf-1: El Kaim Alayı’nın Tazehurmatu’daki birliği.

Kaynak: Mahmut Hamsici, “Haşdi Şabi’deki Türkmenler”, BBC Türkçe, 6 Ekim 2017, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41514522 (Erişim Tarihi: 05/05/2023).

Erşat Salihi’nin Anadolu Ajansı’na verdiği bir demeç son derece ilgi çekicidir. Salihi, Türkmen köylerinde uygulanan Araplaştırma ve Kürtleştirme politikaları sebebiyle değişen nüfus dağılımına işaret etmiştir. Nüfus yapısının değiştirilmesini müteakiben uygulanmaya başlanan daraltılmış bölge sistemi, Salihi’ye göre Kerkük Türkmenlerinin Meclis’te sandalye kaybetmesinin sorumlusudur.[12] Aynı zamanda Şii ve Sünni Türkmenler arasında bir türlü iş birliğinin tesis edilememesi, Irak’taki Türkmen varlığını tehdit eder bir boyuta gelmiştir. Ayrıca Kuzey Irak Kürt Yönetimi, Haşdi Sabi, IŞİD, İran ve Irak gibi bölgesel aktörler arasında yaşanan çatışmalar, Musul, Kerkük ve Telafer’deki nüfus yapısını önemli ölçüde değiştirmiştir. Özellikle Telafer ve Musul’da yaşayan Sünni Türkmenlerin oldukça önemli bir kısmı Türkiye’ye sığınmak zorunda kalmıştır. Türkiye, sessizce bu sürece göz yummaktadır. Türkiye her ne kadar Irak Türkmenleri’nin sorunlarını yakından takip etmeye çalışsa da hem Irak’taki otorite boşluğundan dolayı devlet mekanizmalarının işlememesinden hem de Türkiye’nin kapsamlı bir Türkmen politikası ortaya koyamamasından ötürü somut bir sonuç alınamamaktadır.[13] Irak’ta yaşanan gelişmelere müdahil olmayan Türkiye, özellikle Sünni Türkmenlerin uluslararası koruma statüsü ile Türkiye’de yaşamaya devam etmesini zımnen destekler gibi görünmektedir.

İskân Kanunu, Türk soylu olan gruplara Türk vatandaşlığının kapıları açarken, yabancı addedilen gruplara ise vatandaşlığın kapılarını kati olarak kapatmıştır.[14] Bu noktada, Türkiye’nin Irak Türkmenlerini Türk soylu olarak kabul etmemesi, Türkiye’ye sığınmak zorunda kalmış Irak Türkmenlerine vatandaşlık yolunu kapatmış gibi gözükmektedir. Irak Türkmenlerinin çok büyük bir çoğunluğu, Türkiye’den vatandaşlık alamadığı gibi uluslararası geçici koruma statüsü sağlanan ya da insani ikamet iznine sahip yabancılar olarak kabul edilmektedir. İnsani ikamet iznine sahip Türkmenlerin Türkiye’de sadece barınma hakları söz konusudur. Zaten Irak Türkmenlerinin önemli bir kısmının insani ikamet iznine sahip olmaları, onları, Suriyelilerden ayıran en önemli farklardan biridir. Sadece barınma hakkına sahip oldukları için birçok kamu hizmetinin yanı sıra çalışma izninden de istifade edememektedirler. Irak’taki çatışmaların giderek derinleşmesinden dolayı Türkiye’ye sığınan Türkmenlerin geri dönmeleri zorlaşmış ve bundan dolayı Türkiye, Irak Türkmenlerine yönelik göç politikasında değişiklik yaparak 2016 yılının ikinci yarısından itibaren “insani ikamet izni” uygulamasından vazgeçerek YUKK’ün 62. Maddesinde belirtilen “şartlı mülteci” veya 63. Maddesinde belirtilen “ikincil koruma” statülerinden birinin verilmesi için Türkiye’ye sığınan Türkmenlerine “Uluslararası Koruma Başvuru” sahibi statüsünü vermeye başlamıştır.[15] Türkiye’de bulunan Irak Türkmenleri uluslararası koruma başvurusu yapmış kişi statüsündedirler. Bu durumda, bu statüye sahip olup Irak’a giden bir Türkmen’in Türkiye’ye 5 yıl boyunca girmesi mümkün olmamaktadır.[16] Türkiye’nin bu konuda bazı önemler alması gerektiği düşünülmektedir.

Irak Türkmenleri, çalışma hayatında da bir önceliğe sahip değillerdir. Çünkü 2527 sayılı kanun ile çalışma hakkının kullanılmasında Türk soylulara önemli bir istisna sağlanmıştır. Velhasıl Irak Türkmenlerinin hem Türk soylu sayılmaması hem de Türk soylu grupların bile Türkiye’ye girdikten sonra soylarının ispatında ciddi engellerle karşılaşmaları, çalışma iznine yönelik herhangi bir muafiyetlerinin bulunmadığı anlamına gelmektedir. Genel itibariyle Irak Türkmenlerinin sağlık ve eğitim gibi temel hizmetlere erişebilmesi de son derece zordur. Irak Türkmenlerinden çalışma izni ile çalışma iznine katılanlar bile Türk işverenler tarafından istihdam edilmemektedir. Yapılan bir araştırmada çalışma izniyle istihdam edilen Türkmenlerin UNICEF’e bağlı olarak Suriyeli öğrencilerin eğitim gördüğü geçici eğitim merkezinde çalıştıkları tespit edilmiştir.[17] Bu durum, Türk işverenlerinin Türkmenleri ucuz ve sömürülecek bir iş gücü şeklinde değerlendirdiklerini de göstermektedir. 2015 tarihinde TRT tarafından yapılan bir haberde, Ankara’da yaşamaya başlayan çoğu Türkmen’in çalışma izni talebinde bulunduğu belirtilmiştir.[18]

Irak Türkmenlerinin Türkiye’deki sığınmacılara yönelik projelerden ne kadar yararlandığını tespit edebilecek bir mekanizma maalesef bulunmamaktadır. Ancak Irak Türkmenlerini Suriyeliler kadar kamuoyunun ve AB’ni ilgisini çekmediği aşikardır. Literatür taramasında Adıyaman civarında oturan bazı Irak Türkmenlerinin Sosyal Yardım Uyum Programı kapsamında kira yardımı aldığı tespit edilmiştir. Ancak özellikle büyükşehirlere yerleşen Irak Türkmenleri söz konusu olduğunda Sosyal Yardım Uyum Programı’ndan ziyade Irak Türkmenleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin yardımlarıyla kira giderlerini karşıladıkları görülmektedir.[19] Birçok ulusal ve uluslararası proje, Suriyelilere yönelik düzenlenmiştir. Suriyelilerin farklı bir hukuki statüye sahip olmaları (geçici koruma statüsü) kamu hizmetlerinden faydalanmalarını ve yardım almalarını kolaylaştırmaktadır. Irak Türkmenlerine dair çeşitli vakıf ve derneklerde yapılan bir tarama neticesinde sadece 2021’de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından Türkmenlere yapılan yardımlar bahsedildiği görülmektedir.[20] Yani Türkiye’nin Irak’tan gelen Türkmenlere yönelik sistematik bir yardım politikası yoktur ve sorunların çözümü konusunda herhangi bir adım atılmamaktadır.

Irak Türkmenlerinin çok büyük bir çoğunluğu Türkiye’de kalmak isteyen, Türkiye’yi anavatanları olarak gören, Türk milletini seven insanlardır. Irak Türkmenleri arasında yapılan bir araştırmada katılımcıların büyük bir kısmı Avrupa’ya gitmektense Türkiye’de kalmak istediklerini belirterek katılımcıların Türkiye’ye yönelik kişisel düşünceleri aşağıda sıralanmaktadır:

“…Hayır düşünmüyorum. Burada bizim dilimiz var. Halk iyi bize, devlet iyi bize o yüzden düşünmüyorum…”

“…Kardeş vatanım varken, kıyamette kopsa Avrupa’ya gitmem…”

“…Biz Müslümanız, Müslüman Müslümanla yaraşır. Türkmen, Türkmen’le yaraşır. Avrupa, Müslüman ve Türk olmadığı için gitmem…”[21]

Bir başka Iraklı Türkmen kadın ise Türkiye’ye neden geldiklerini aşağıdaki sözlerle ifade etmiştir:”

Ortak kültürümüz var. Kendimizi burada yabancı hissetmedik, dilimiz filan ortak. Hem de bütün Türkmenler buraya geldi diye. Buraya gelmeden önce canımızı kurtarmak için geldik, Türkiye bizi kabul eder dedik. Türk devleti bütün Türkmen cemaati gelsin buraya, kapı açık hepsine demişti. Biz de onun için geldik (Kadın Katılımcı 13, 36 Yaş, İlkokul Mezunu).”[22]

…..

Türkiye’deki Türkmenlere 2014-2016 arasında verilen insani ikamet izninin yerini 2017’den itibaren uluslararası koruma statüsüne bırakması, aslında Türkiye’nin de Iraklı Türkmenlerin Irak’a geri dönemeyeceklerini zımnen kabullendiğini göstermektedir. Ayrıca Irak Türkmenleri arasında Türkiye’nin Irak Türkmenlerine bütün kapıları açtığına dair birtakım rivayetler dolaşmaktadır. Eğer Türkiye, Iraklı Türkmenlerin dönemeyeceğini zımnen kabullendiyse bu kabullenme bazı sorumlulukları beraberinde getirmektedir. İnsani İkamet İzni statüsünde bulunanların, halen uluslararası koruma başvuru sahibi statüsüne geçmemesinin nedeni, bu statüye geçmeleri halinde başka bir ile sevk edileceklerine dair besledikleri korkudur. Öncelikle insani ikamet izni verilen Türkmenlerin Türkiye’deki bazı hizmetlere erişebilmeleri için uluslararası koruma statüsü verilmelidir. Daha sonrasında ise Türkiye’nin hızlı bir şekilde Türkmenlere Türk soylu statüsünün verilmesi elzemdir.  Türkiye’nin genel itibariyle Irak üzerindeki nüfuzu, Irak’taki ve Türkiye’deki Türkmenlere yönelik hangi adımları atması gerektiği, Musul ve Kerkük hakkındaki tarihi iddialarına dair genel bir politika değerlendirmesi/önerisi ise yazı serisinin üçüncü bölümünde yapılacaktır.

Türkiye’nin Irak Türkmenleri ile ilgili bir başka ihtimal akla getirilebilir mi? Türkiye’nin, belki de Irak’taki Türk nüfuzunun zedelenmesini veya azalmasını istemediği için Türkmenlere “Türk soylu” statüsünü vermediği veya Türkiye’deki ikametlerinin temelli bir hale gelmesini engellemek adına böyle bir tutum benimsediği düşünülebilir. Eğer Türkiye’nin gerçek isteği Irak’taki Türkmen varlığını veya Türk nüfuzunu korumaksa, öncelikle belirtmek istediğimiz husus Türkiye’nin Irak’taki müttefiklerini seçerken çok daha dikkatli hareket etmesi gerektiğidir. Hem Barzani aşireti ile işbirliği yapıp hem Barzanileri yeri geldiğinde Türkiye’nin iç işlerine angaje edip hem de Irak’taki Türkmen varlığının korunduğu konusunda ısrar etmek hiç mantıklı değildir. Türkmenler arasında dile getirilen bir başka rivayet, Bölgesel Kürt Yönetimi’nin tarihi Türkmen yerleşimleri üzerinde yoğun bir tahakküm kurduğunu göstermektedir. Türkiye’nin asıl niyeti Irak’taki Türkmen varlığını ve Türk nüfuzunu korumaksa, bu öncelik ısrarlı bir şekilde dile getirilmelidir. Kısa, orta ve uzun vadede alınacak her tedbir Türk ve Irak kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Ancak Türkiye’nin özellikle Barzani ailesi ve tarihi Türkmen bölgelerindeki demografik yapının değişmesi karşısında sessiz kalması, birçok kişinin aklında soru işaretlerinin belirmesine zemin hazırlamıştır. 2014-2016 döneminde, Türkiye’nin Türkmenlerin Irak’taki varlığını muhafaza etmektense kapıları sessiz sedasız Türkmenlere açması, akıllardaki şüpheleri güçlendirmiştir. Üstelik başta Ankara olmak üzere birçok ilde yaşayan Irak Türkmenlerinin ülkelerine dönebilmeleri adına herhangi bir çabanın gösterilmediğini de ilave etmek gerekir.

ii. Suriye Türkmenleri

Suriye Türkmenleri söz konusu olduğu vakit, Türkiye’nin belirgin bir politikasının bulunduğundan bahsetmek pek mümkün görünmemektedir. Türkiye’nin Suriye’de çatışmaların patlak verdiği 2011 yılından itibaren konjonktüre göre sürekli değişen politikaları Suriye Türkmenlerini de derinden etkilemiştir. Türkiye, genel itibariyle Suriye Türkmenlerine yönelik maddi destekten söz etse de Türkiye’nin Suriye’deki özellikle ihvancı muhalifleri daha yoğun bir şekilde desteklemesi soru işaretlerini beraberinde getirmektedir.  Nitekim Suriyeli Türkmenlerin liderlerinden Yusuf Baldır ile yapılan bir röportajda Baldır şu cümleleri sarf etmiştir:

“Rejime karşı savaşan direnişçilerin arasına esas fitneyi sokan İhvan. Suriye’nin yarısı gitse, Türkmenlerin hepsi ölse umurlarında değil, yeter ki onlar başta olsunlar. Silahlar hep onlara yakın olan Ahrar Aş Şam’a gidiyor. Dört aydan beri bize bir tek mermi verilmedi.”[23]

Suriye Türkmenleri, ise Irak’taki soydaşlarına göre, biraz daha farklı bir görünüm arz etmektedir. Öncelikle, Suriye Türkmenleri tıpkı diğer Suriyeliler gibi “geçici koruma statüsü altındaki” bireylerdir. Geçici koruma altında bulunmaları ise Suriyeli Türkmenlerin en azından eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlere erişebilmelerini bir nebze kolaylaştırmaktadır. Irak Türkmenlerinin aksine, Suriye Türkmenlerini önemli bir kısmı Araplaşmıştır. Suriye Türkmenlerinin önemli bir kısmının anadili Arapça’dır. Bu durum, Irak Türkmenlerine kıyasla, Türkiye’deki uyum süreçlerinin zorlaşmasına neden olmaktadır. Ayrıca Suriye Türkmenlerinin Türkçe okuma-yazma konusunda oldukça zayıf olduğu da söylenebilir. Son olarak Türkiye’nin Suriye Türkmenleri hususunda tutarlı bir politikası bulunmamaktadır. Türkiye’nin Suriye Türkmenlerine sağlayabildiği imkanlar ya da Türkiye’de yaşayan Suriye Türkmenlerinin durumu, yaşadıkları zorluklar vs. birbirleriyle oldukça bağlantılı konulardır. Suriye Türkmenleri, Suriye’deki karışıklıkların arttığı dönemden beri Türkiye’nin onları yalnız bıraktığını düşünmektedir. 2014 yılında Suriyeli bir Türkmen Oda TV’ye şunları söylemiştir:

“…Koskoca Türk devleti. Biz dedik; sırtımızı dağa dayadık, güvendiğimiz dağa kar yağdı. Bizi şimdi kesiyorlar, asıyorlar. Rızkımız gidiyor. Namusumuz gidiyor. Namusumuzu Türkiye’ye kaçırdık; kaçıramadığımızı el altında sakladık. Türk devleti de yalnızca dinleyip seyirci oluyor. Bize yazık; ilkin Müslüman’ız, sonra kardeşiz. Önce bağlayıp salla, sonra ipi kes; insanlık mı bu?” Biz de Türk’üz. Türkmenliği bıraktık, itseler de kaksalar da bundan vazgeçmeyeceğiz. Yeter artık hayatımız cehennem oldu. Beşar’a da diyeceğiz “biz Türk’üz” dünyaya da diyeceğiz “biz Türk’üz”. Kestiklerini kessinler, kalanlar biraz hava alsın… Nedir bu; ne yapsak kurtulamıyoruz. Recep Bey merhametli adam, Gazze’ye neler yaptı. Yardım gönderdi. Bize de vaatler verdi. Şimdi gelip halimizi görmeli. Öldük bittik biz…”[24]

Eylül 2013’te Türkmen subaylardan biri durumu “Bize yardım eden ülkelere ve başta Türkiye’ye teşekkür ediyoruz. Ancak yardımlar yeterli değil. Birçok devlet yardım sözü verdi. Özellikle ağır silahlar vereceklerini söylüyorlar ama vermediler. Verilen hiçbir söz tutulmadı. Uluslararası toplum bizi öksüz bıraktı. Artık yeter, bir an önce yardım etsinler!” şeklinde yakınarak özetlemişti.

Ankara’ya yerleşen Suriye Türkmenleri arasında bir araştırmaya göre, Suriyeli Türkmenler genel olarak çok zor durumda kaldıkları için göç ettiklerini vurgulamıştır. Savaşın içinde uzun süre dayanmaya çalışan fakat göç etmek zorunda bırakıldıklarını ifade eden katılımcılar zorunluluklarını şu şekilde aktarmışlardır; “Ben Halep’te tam 2 sene bu savaşın içinde kaldım. İŞİD gelene kadar. İŞİD gelince yaşadığımız bölgeden Halep’e girdi ama oradaki halk Halep’ten çabuk çıkardı. Sonra insanların evlerini yıkmaya başladılar, kızlarını kaçırmaya başladılar. Senin elinde iki kızın varsa bu kızını niye evlendirmiyorsun diye baskı yapmaya başladılar. İŞİD’lilerle evlendirmeye zorluyorlar. Alıyorlar evleniyorlar sonra kızın kocası ölünce başka İŞID’liyle nikahlıyorlar. Biz aynı zamanda muhaliflere yardım ediyorduk bizim idam kararımız çıktı ve kaçmak zorunda kaldık. Gece yarısı köyümüze kaçtık fakat oradan da Esad güçleri bizim peşimizden gelip öldürmeye kalkınca bir gece hiçbir şeyimiz almadan kaçtık. Yoksa bizim hiç aklımızda yoktu göç etmek.”[25] Araştırma boyunca Suriyeli Türkmenlerin kullandıkları ifadelerden ortaya çıkan genel bir sonuç bulunmaktadır: Genel itibariyle insanlar, yaşamlarını tehdit eden durumların ortaya çıkmasıyla son ana kadar mücadele etseler bile bir süre sonra evlerinden çıkartılmaları, sürülmeleri, ihtiyaçlarını karşılayamamaları gibi birden fazla nedenden dolayı göç etmişlerdir.[26]

Suriye Türkmenleri, Türkiye’den vatandaşlık bekleyenler kervanına katılmıştır.  Suriye Türkmenlerine Türk soylu statüsü verilmeden vatandaşlık vaatleri verilmeye başlanmıştır. Dışişleri Eski Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Lübnan’da yaşanan patlama nedeniyle Beyrut’ta Türk vatandaşlarının bulunduğu bir mahalleyi 2020’de ziyaret etmiş, burada bir açıklama yaparak, “Cumhurbaşkanımızın bizlere talimatıdır. Ben Türkmen’im diyen kardeşlerimize de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını vereceğiz” ifadelerini kullanmıştır.[27] Çavuşoğlu’nun yukarıdaki sözlerine istinaden Türkiye’ye sığınan birçok Suriyeli Türkmen, haklı olarak, vatandaşlık için ümitlenmiştir. Gaziantep’teki bazı Türkmen dernekleri, Türkiye’deki yaklaşık bir milyon civarındaki Suriyeli Türkmen’in vatandaşlık için beklediğini dile getirmiştir.[28] İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı tarafından 2022’de verilen bir demeçte ise, yaklaşık olarak 50 bin Suriye Türkmen’ine vatandaşlık verildiği ifade edilmiştir.[29] Peki bu durum Türkiye’nin Suriye politikaları bakımından ne anlama gelmektedir?

Türkiye’nin Suriye’deki operasyonlarının altında yatan sebeplerden birisi PKK/PYD’nin özerk bir idari yapılanmasını engellemek ise diğeri Türkmenler için Suriye’de güvenli bir bölge oluşturabilmekti. Eğer Türkiye Suriye Türkmenlerine yoğun bir şekilde vatandaşlık vermeye başlarsa veya Türk soylu statüsü verirse Suriye’deki operasyonlarının meşru olduğu iddiaları arasında yer alan unsurlardan birisini kaybedecek demektir. Keza Fırat Kalkanı Harekâtı, TSK ile birlikte Sultan Murad, Fatih Sultan Mehmet, Muntasır Billah Tümeni gibi Suriye Türkmenlerinin yoğun bir şekilde yer aldığı ÖSO gruplarının da katılımıyla 24 Ağustos 2016’da başlamış ve gerçekleştirilmiştir.[30] Türkiye’nin özellikle Suriye üzerinde söz sahibi olmasının en kısa yolu Türkmenlerin yoğunlaşacağı ve özerk bir şekilde yaşayabileceği bir bölge oluşturulmasıdır. Fırat Kalkanı Harekâtı ile oluşturulan bölgenin ise bu konuda müthiş bir fırsat sağladığı çeşitli tezlerde ileri sürülmektedir.[31] Şayet Türkiye’nin bu operasyonları düzenlemesinin ardında yatan sebeplerden birisi Türkmenlerin özgürce yaşayabileceği bir bölgenin temin edilebilmesiyse, hızlıca harekete geçilmesi gerektiği düşünülmektedir. Keza Suriye’deki gelişmelerin yakın zamanda hızlanacağına dair bazı emareler ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’nin Suriye’deki Türkmenleri tek bir çatı altında birleştirmesi gerekmektedir. Suriye’de halk ayaklanmasının başlangıcına kadar herhangi bir siyasi, sosyal ya da kültürel örgütlenmeye sahip olmayan Türkmenler, yeni sürece hazırlıksız ve dağınık yakalanmıştır. Suriye’deki Türkmen hareketi oldukça parçalı bir yapıya sahiptir. Günümüz itibarıyla Türkmenlerin çoğunluk teşkil ettiği ya da liderlik yaptığı askeri muhalif gruplar şunlardır: Sultan Murat Tümeni, El Hamza Tümeni, Muntasır Billah Tümeni, Fatih Sultan Mehmet Tümeni, Abdülhamit Han Tugayı, 2. Sahil Tümeni ve Diriliş Osmanlı Tugayı. [32] Türkmenlerin siyasi örgütlenmelerinde de aynı parçalı yapı görülmektedir. Suriye Türkmenleri tarafından kurulan başlıca siyasi örgütler şu şekilde sıralanabilir: Suriye Türkmen Kitle Partisi, Suriye Demokratik Türkmen Hareketi, Suriye Türkmen Nahda Partisi, Suriye Türkmen Milli Hareket Partisi ve Suriye Türkmen Milli Vefa Partisi.

Harita-1: Suriye Türkmenleri’nin Halep İli’nin kuzeyinde çoğunlukta oldukları bölgeler. Türk Silahlı Kuvvetleri, bölgedeki ulusal ve güvenlik çıkarlarını gözeterek 24 Ağustos 2016’da kuzey Halep’teki Türkmenlerin kaderini etkileyebilecek şekilde Fırat Kalkanı Operasyonu’nu başlatmıştır. (Kaynak: https://stratejikortak.com/2017/01/suriye-turkmenleri.html)

Türkmenler, özellikle Esad Rejimi, IŞİD ve YPG/PYD/PKK tarafından hedef alınırken, yukarıda Türkmenler tarafından da dile getirildiği gibi, Türkiye’den bekledikleri yardımı alamamışlardır. 2011-2023 dönemi arasında Türkmenlere yönelen belli başlı saldırılar şu şekilde özetlenebilir:

– Humus kırsalında 25 Haziran 2012 tarihinde işlenen Houla katliamı ile 30’u çocuk olmak üzere 92 sivil Türkmen katledilmiştir.[33]

– Banyas kırsalı Mitras köyünde, hükümet birlikleri tarafından desteklenen Şebbihalar (Şii milisler) 34’ü çocuk 40’ı kadın olmak üzere 145 sivil Türkmeni 05 Ekim 2013 tarihinde infaz edilmiştir.

– Şam kırsalında hükümet birlikleri tarafından desteklenen Şebbihalar, 566 sivil Türkmeni 21 Nisan 2013 tarihinde katletti.

– Humus kırsalı Telkelah kasabasında 8’i kadın 3’ü erkek olmak üzere, 11 sivil Türkmen rejim askerleri tarafından 31 Mart 2013 tarihinde köy meydanında öldürülmüştür.[34]

– Humus’un El-Zara kasabasında Rejim ve Hizbullah militanları çoğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan 150 sivil Türkmen’i 09 Mart 2014 tarihinde katletmiştir. [35]

– IŞİD, esir aldığı 23 Türkmen askeri Temmuz 2014’te halkın gözleri önünde öldürmüştür.[36]

Yukarıdaki elim vakalar, Türkmenlerin karşılaştığı katliamların küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Suriye’deki yeni dönemde, Türkmenlerin kesinlikle söz sahibi olması gerekmektedir. Bu nedenle Suriye’deki kuvvetli bir Türkmen varlığı hem nüfus hem de nüfuz olarak oldukça önemlidir.  Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarını gerçekleştirmesiyle terörden arındırılan bölgeler, Türkmenler adına bir fırsat sunmuş olabilir. Söz konusu bölgelerde mukim yoğun Türkmen nüfusun varlığı da Türkmen siyasetinin önünü açan bir diğer unsur oldu.[37] Eğer Türkiye bu sebeplerle, Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan Suriyeli Türkmenlere Türk soylu statüsünü vermiyorsa, kamu kurumları ve kuruluşları tarafından bu durumun açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin Suriye’deki Türk varlığını ve kendi nüfuzunu korumak istemesi kadar doğal bir durum olamaz. Ancak Türkiye’nin yöneticilerinin dikkat etmesi gereken bir durum daha vardır: Suriyeli Türkmenlerin Türkiye’de ikamet ettiği sürenin uzaması, özellikle de genç nesillerin ve çocukların Suriye’ye dönmek istememesini de beraberinde getirebilir. Çünkü genç Türkmenler, artık Suriye’den ziyade, Türkiye’yi vatan bilen insanlar haline gelmişlerdir. Bu nedenle, Suriye’de acilen atılması gereken adımların neler olması gerektiği bir sonraki yazıda ele alınacaktır. Eğer Türkiye, Suriye’deki Türkmen varlığını ve nüfuzunu korumaktan vazgeçtiyse, Türkmenlere Türk soylu statüsü verilmelidir.

III. Irak Türkmenleri ve Suriyeliler Arasındaki Temel Farklar-Örnekler

Türkiye’ye sığınan Irak Türkmenleri ile Suriyeliler/Suriye Türkmenlerine sağlanan hukuki statüler arasında bazı farklar bulunmaktadır. Hukuki statüler arasındaki bu fark, Irak Türkmenlerinin çalışma izni ile oturum izni alabilmesinin yanı sıra, eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanmasını da etkilemektedir. Daha doğru bir deyişle, Türkiye’deki yabancılar arasında, düzensiz göçmenleri bir tarafa bırakacak olursak, en dezavantajlı grup Irak Türkmenleridir. Irak Türkmenlerine verilen uluslararası koruma statüsü ile Suriyelilere/Suriye Türkmenlerine verilen geçici koruma statüsü arasında bazı farklar bulunmaktadır. Ayrıca Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye tarafından düzenlenen projelerin büyük bir kısmı ise daha çok Suriyelilerin kayıtlı istihdamın bir parçası olması, sağlık hizmetlerinden faydalanabilmesi ve eğitim olanaklarına erişebilmesi hususlarına yönelmektedir. Şu gerçeğin ısrarla altı çizilmelidir: Suriyeli Türkmenler, Türkmen veya Türk soylu oldukları için değil, Suriye’deki savaştan kaçıp Türkiye’ye sığındıkları için bu tarz projelerden ve “geçici sığınma” statüsünün getirdiği bazı imkanlardan faydalanabilmektedir. Ayrıca Suriyelilere yönelik özellikle AB ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından finanse edilen birçok program/proje bulunmaktadır.

Irak Türkmenlerine geçici koruma statüsü verilmediği için, hastanede yatılı olarak kalan hastaların ilaç masrafları devlet tarafından karşılanırken, evinde tedavisi devam eden hastaların ilaç masrafları karşılanmamaktadır.[38] Ancak Suriye Türkmenleri veya Suriyeliler söz konusu olduğunda böyle bir ayrım bulunmamaktadır. Suriye’den gelen ve geçici koruma statüsü altında bulunan kişilerin evde tedavi edilmesi durumunda ilaç masrafları da devlet tarafından karşılanmaktadır. Suriyelilerin sağlık hizmetlerine erişebilmeleri için birçok proje hayata geçirilmiştir. Mesela AB tarafından finanse edilen SIHHAT ve SIHHAT-2 projeleri bu minvalde değerlendirilebilir.  Her ne kadar SIHHAT-2 ile Türkiye’deki geçici koruma kapsamında Suriyelilerin, göçmenlerin ve ikincil korumaya uygun kişiler de bu projenin kapsamında yer alsa da proje ile daha çok Suriyelilerin sağlık hizmetlerine daha rahat ulaşabilmesi amaçlanmıştır.[39]

Suriyelilere yönelik sağlık hizmetleri, 25 Mart 2015 tarihli “Geçici Koruma Altına Alınanlara Verilecek Sağlık Hizmetlerine Dair Esaslara Ait Yönerge” doğrultusunda yürütülmektedir. Bu yönerge çerçevesince Suriyelilere 112 acil sağlık hizmetleri, temel ve koruyucu sağlık hizmetleri ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetleri sunulmaktadır.[40] Türkiye’de kayıt altına alınan ve geçici kimlik numarası verilmiş olan Suriyeliler geçici barınma merkezlerinde ya da geçici barınma merkezleri dışında oluşturulan göçmen sağlığı merkezlerinde acil sağlık, koruyucu ve temel sağlık hizmetleri ile tedavi edici tüm sağlık hizmetlerinden Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında ve ücretsiz olarak faydalanabilmektedir.[41] Elbette Türkiye’deki Suriyeliler ile Irak Türkmenleri karşılaştırıldığı zaman alınması gereken temel tedbir, Iraklı Türkmenlerin de sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırabilecek benzer bir yönergenin yayınlanmasından geçmektedir. Irak Türkmenleri, özellikle sağlık hizmetlerinden faydalanamadıklarından yakınmaktadır. Üstelik Irak Türkmenlerinin sağlık giderlerinin Göç İdaresi Başkanlığı veya Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanması gerekmektedir.

Irak Türkmenlerinin eğitim hizmetine ulaşım konusunda yaşadığı sorunlar ise şu şekilde özetlenmiştir:

Irak Türkmenlerinin eğitimle ilgili sıkıntıları da bulunmaktadır. Türkiye’de okuyan Türkmen öğrenciler derslere misafir öğrenci olarak katılabilmektedirler. Derslere katılıp, sınavları geçseler dahi sınıf atlayamamakta ve en nihayetinde diploma alamamaktadırlar. Üniversite eğitimlerini yarıda bırakmış olan öğrencilerin, Türkiye’de ilgili fakülteye devam hakları bulunmamaktadır.[42]

Suriyeliler, düzensiz göçmenler, sığınmacılar ve Türk vatandaşlarını kapsayan projelere bakıldığında, özellikle Suriyelilerin kayıtlı istihdama katılımını arttıran ve topluma uyum sağlama süreçlerini hızlandıran birçok projenin yürütüldüğü görülmektedir. Bu projeler desteklenmelidir ve artarak devam etmelidir. Bu noktadaki asıl sorun, Irak Türkmenlerin isimlerinin birçok projede zikredilmemesidir. Elbette Suriyeliler ve Irak Türkmenleri arasındaki statü farkı da bu durumu pekiştirmektedir. Birçok projenin sadece “geçici koruma” statüsüne sahip toplumlar için yürütüldüğü, projelerin ana metinlerinde yer almaktadır. Türkiye, sadece Suriyelilere “geçici koruma” statüsü verdiği için bu projelerle Suriyelilere ulaşılmak istendiği aşikardır. Suriye Türkmenleri de “geçici koruma” statüsünde olduğu için, Suriye vatandaşlığından kaynaklanmaktadır, Irak Türkmenlerine göre daha avantajlı bir konumda bulunmaktadırlar. Mesela kayıtlı istihdamın Türkiye’ye gelen yabancılar arasında arttırılmasına yönelik projelere bakıldığında önemli bir kısmının sadece “geçici statü” verilmiş toplumlara, Suriyelilere, vakfedildiği görülmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHRC) ve AB tarafından yürütülen projeler genelde Suriyeler üzerine odaklanmıştır. Türkiye’nin uluslararası kuruluşlarla işbirliği yaparak, bu tarz projelerin Irak Türkmenlerini kapsayacak şekilde genişletilmesini teşvik etmesi gerekmektedir.

Irak Türkmenlerine yönelik düzenlenen projelere yönelik bir arama yapıldığında, Türkmenlerin Türkiye’deki hayatlarını kolaylaştırmaya yönelik projelerin daha sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Hatta yapılacak basit bir araştırma, Irak Türkmenlerinin Türkiye’deki yaşamlarını kolaylaştırmaya dair neredeyse hiçbir projenin kamu kurumları, sivil toplum örgütleri ya da Avrupa Birliği tarafından doğrudan hayat geçirilmediği görülmektedir. Mesela GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın kurumsal internet sitesinde yapılan bir araştırma neticesinde, geçici koruma altındaki Suriyelilere yönelik birçok projenin hayata geçirildiği görülmektedir. Kamu kurum ve kuruluşlarının Türkiye’de yaşamlarını sürdüren Irak Türkmenleri konusunda neden herhangi bir adım atmadıkları bir soru işaretidir. Türkiye’de yaşayan Iraklı Türkmenler, neredeyse varlıkları inkâr edilen bir topluluk haline gelmiştir. Bu noktada sorulması gereken bir soru bulunmaktadır? Türkiye, Suriye ve Irak Türkmenlerine neden Türk soylu statüsü verilmemektedir? Irak Türkmenlerinin uluslararası koruma statüsü yüzünden yaşadığı zorluklar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin komisyon raporlarına kadar girmişken ne beklenmektedir?

Bu noktada belki de Türkiye’nin bazı tereddütlerinin bulunduğu söylenebilir. Türkmenlere Türk soylu statüsü verilirse, Türkmenlerin bir daha Irak veya Suriye’ye dönmeyeceği/dönemeyeceği ihtimalini de değerlendirmek gerekmektedir. Ancak bu ihtimalin değerlendirilmesi noktasında da söz dönüp dolaşıp Türkiye’nin uygulamalarındaki muğlaklığa veya belirsiz uzun süreli önceliklerine gelmektedir. Daha birkaç yıl önce “Katil Esed” diye adlandırılan bir siyasi lider  ile ilişkilerin normalleştirilebilmesi adına siyasi manevralar yapılmaktadır. Türkiye’nin ihvancı tüm reflekslerini geride bırakarak, Suriye ve Irak üzerindeki nüfuzunu ve iddialarını Türklük üzerinden sürdürmesi gerekmektedir. Türkmenlere Türk soylu statüsü verilirken, aynı zamanda Irak ve Suriye’ye dönmelerini sağlayabilecek adımlar atılabilir. Türkiye’nin Irak ve Suriye hükümetleri ile birlikte atacağı adımlarla, Irak ve Suriye vatandaşları olan ve ülkelerine dönmek isteyen Türkmenlere yönelik bazı vergi muafiyetleri, üretim teşvikleri, ücretsiz konuk teslimi vb. kolaylıklar sağlanabilir. Başka bir ihtimal ise Türkmenlere en azından geçici bir süreliğine mesela 3 veya 5 yıllık sürelerle Türk soylu statüsü ya da mağduriyetlerini giderecek özel bir statü verilir ve temel hizmetlere erişmeleri kolaylaştırılır. Bölgede istikrarın sağlanması üzerine ise Türkiye’nin garantörlüğü kapsamında dönüşleri teşvik edecek önlemler alınabilir. Bu sayede hem Türkmenlerin yaşamı kolaylaşır hem de bölgedeki Türk nüfuzunun devam ettirilmesi güvence altına alınır. Ancak öncelikle yapılması gereken şey, Türkiye’nin bu konu hakkında hareket geçmesidir.

IV. Sonuç

Yazı serisinin ilk bölümünde de belirtildiği üzere, Türkiye 2010’lu yıllara kadar Rumeli Türkleri’nin göçünü desteklemiştir. Ancak Suriye ve Irak Türkmenleri söz konusu olduğunda Türkmenlerin söz konusu ülkelerde yaşamaya devam etmeleri, Türkiye’nin bölgesel çıkarlarının ve tarihi iddialarının korunabilmesi bakımından oldukça elzemdir. Nitekim Türkmenler, Irak ve Suriye’de neredeyse 1000 yıldan uzun süredir yaşayan bir topluluktur. 1921’de yürürlüğe giren Irak Anayasası Arapça, Türkçe ve Kürtçe dillerinde kaleme alınmış bir metin idi. O günlerden bugünlere nasıl gelindiğini, Türkmenlerin Irak’ta neden yok sayıldığını tekrar tekrar düşünmek gerekmektedir. Türkiye’nin öncelikle atması gereken adım, Irak’taki Türkmen varlığını 2014 yılındaki haliyle koruyabilmekti. Ancak Türkiye IŞİD’in saldırıları karşısında, tıpkı Türkmenlerin sitem ettiği gibi, sessiz kalmayı tercih etmiştir. Irak’ta yaklaşık 15 yıldır süre giden çatışmalarda Türkiye, üç maymunu oynamayı tercih etmiştir. Irak’taki Türkmen varlığını koruyamayan Türkiye, üstelik Türkmenlerin kendi aralarında mezhepten kaynaklanan ayrılık tohumlarının ekilmesine de göz yummuştur. Bu noktada Erşat Salihi’nin de neden görevini bıraktığı da soru işaretleri uyandırmıştır. Sinan Oğan ise Salihi’nin istifasını şu sözlerle değerlendirmiştir:

Önceki dönemlerde hükümet ‘Barzani’yle beraber hareket edin’ ‘Barzani’nin listelerinden seçime girin’ baskısı yapıyordu. Erşat Salihi bunlara hep direndi. IKBY’nin bağımsızlık referandumundan önce ‘Türkmenler bağımsız hareket etmesin, Barzani’yle hareket etsin’ diye çok baskı yapıldı. Erşat başkan bunlara hep direndi. Erşat Salihi’den kim rahatsız? İran’la, Barzani rahatsız… Ve oradaki diğer yerel Türkmen partileri kışkırtılarak Türkiye’ye sürekli şikâyette bulunduruldular. Yıpratma politikasına giriştiler ve Türkiye buna boyun eğdi. Ve orada Türk Milliyetçisi Erşat Salihi’nin yerine görüş olarak siyasal İslam’a daha yakın Başkan Yardımcısı Hasan Turan göreve getirilecek gördüğüm kadarıyla. Erşat Salihi’nin en önemli özelliği oradaki Türkmen- Türk varlığının simgesi olmasaydı. Yani Kırım davasında Mustafa Cemiloğlu neyse Türkmen davasında da Erşat Salihi odur. O sebeple bu karar oradaki Türkmen ve Türk varlığı için Türk milliyetçiliği için büyük bir darbe olmuştur.”[43] Bu noktada hemen belirtmek gerekir ki, Erşat Salihi ile ilgili öne sürülen birçok iddia da bulunmaktadır. Erşat Salihi’den ziyade özellikle Salihi’nin çevresinde bulunan kimselerin yaptıkları bazı açıklamalar ve takındığı tutum kamuoyu tarafından hoş karşılanmamıştır. Ancak bu iddialara karşın, Sinan Oğan’ın yukarıdaki ifadeleri hala geçerliliğini korumaktadır. Türkmen Cephesi’nin üzerindeki her türlü şüphenin kaldırılabilmesi adına hem Erşat Salihi ile ilgili hem de Sinan Oğan’ın belirttiği iddiaların üzerine gidilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Türkiye, Irak’taki siyasal İslamcı çevrelerle ve Barzani ile birlikte hareket etme kararını aldıysa, en azından Türk milliyetçiliği adına hareket edildiği izlenimi bir kenara bırakılmalıdır. Şu bir gerçektir ki Barzani ailesi, özellikle Erdoğan iktidarını en çok destekleyen bölgesel güçlerin de başında gelmektedir. Türkmenlerin Irak’taki varlığı ve Türkiye’nin nüfuz iddiaları ise Erdoğan’ın siyasi ikbalinden katbekat daha önemlidir. Türkiye’nin uzun süreli stratejik çıkarları, kurucu ilkelerden biri olan milliyetçilik etrafında şekillenmiyorsa bu durumun açıkça kabullenmesi gerekir. Birçok kamu kuruluşu tarafından Türkmenlerin Irak’taki varlığının kuvvetlendirilmesine yönelik yapılan projeler ise Türkiye’nin Türkmenleri tamamen unutmadığının bir göstergesidir. Ancak özellikle Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan Irak Türkmenlerinin göz ardı edilmesi, iki sonucu beraberinde getirmektedir: İlk olarak, Türkiye’ye yerleşen Irak Türkmenleri’nin kendi ülkelerine dönemeyeceği kabul edilmiştir. Irak’ta yaşayan Türkmenlerin varlığının muhafaza edilmesi hala önemlidir. Ancak Türkiye Irak’taki Türkmenleri, milliyetçilik etrafında değil, siyasal İslamcı politikalar çerçevesinde dizayn etmek istemektedir. Ayrıca Türkiye, sadece kendisine yakın gördüğü Türkmen gruplarını desteklemekte diğer Türkmen hareketlerini görmezden gelmeye devam etmektedir. Ayrıca IŞİD gibi siyasal İslamcı terör örgütleri karşısında Türkmenleri korumayan bir anavatan olarak, Türkmenlerin de güvenini kaybetmeye başlamıştır. İkincisi, Türkiye’nin Irak üzerinde Lozan Barış Antlaşması’ndan beri süregelen nüfuzu, Türkmenlerin sayısal olarak azalması ve farklı hiziplere bölünmesiyle ortadan kalkmıştır. Artık Türkiye’nin Irak’taki en yakın müttefiki Türkmenler değil Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’dir.

Suriye Türkmenleri konusuna gelince, Türkiye bu konuda da ikircikli bir tutum takınmaktadır. Türkiye’nin Suriye’deki nüfuzunu ve Türkmen varlığını korumaya yönelik atması gereken adımlar, üçüncü yazıda ele alınacaktır. Ancak Türkiye’nin Suriye’de takip ettiği dış politikanın hızlıca İhvancı bir çizgiden uzaklaşarak daha gerçekçi ve milliyetçi temellere oturtulması gerektiği düşünülmektedir. Türkiye’nin yöneticilerinin dillerine pelesenk olmuş milliyetçilik, sadece hamasi söylemlerin bir parçası haline getirilmiş bir kavramdır. Türkiye ne kendi çıkarlarını ne de Suriye Türkmenlerinin varlığını muhafaza edebilmektedir. Eğer Türkiye, Suriye Türkmenlerinin yüz yıllarca yaşadığı bölgelere dönmesini sağlayamayacaksa, Türk soylu statüsünü Türkmenlere de tanımayı büyük bir ciddiyetle ele almak zorundadır.


DİPNOTLAR:

[1] Can Hasasu, “Şii ve Sünni Türkmenler tek liste”, Aljazeera Türk, 22 Nisan 2014, https://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/sii-ve-sunni-turkmenler-tek-liste (Erişim Tarihi: 01/01/2023).

[2] TİKA, “TİKA’dan Terör Mağduru Iraklı Türkmen Kadınlara Destek”, https://www.tika.gov.tr/tr/haber/tika_dan_teror_magduru_irakli_turkmen_kadinlara_destek-19769 (Erişim Tarihi: 30/04/2023).

[3] TİKA, “Kifri’deki İlk Türkmen Anaokulu TİKA Tarafından İnşa Edilerek Eğitim Öğretim Faaliyetlerine Başladı”, https://www.tika.gov.tr/tr/haber/kifri%27deki_ilk_turkmen_anaokulu_tika_tarafindan_insa_edilerek_egitim_ogretim_faaliyetlerine_basladi-66647 (Erişim Tarihi: 30/04/2023).

[4] Türkmenli Vakfı, “Türkmeneli İşbirliği Ve Kültür Vakfı 2021 Yılı Faaliyetleri”, 22 Şubat 2022, https://www.turkmenelivakfi.org/turkmeneli-isbirligi-ve-kultur-vakfi-2021-yili-faaliyetleri (Erişim Tarihi: 30/04/2023).

[5] Hediye Levent,” Irak’ın kimsesizleri: Şii Türkmen kadınlar, kayıp erkekler, öksüz çocuklar”, Kısa Dalga, 8 Ocak 2023, https://kisadalga.net/haber/detay/irakin-kimsesizleri-sii-turkmen-kadinlar-kayip-erkekler-oksuz-cocuklar_52208 (Erişim Tarihi: 03/05/2023).

[6] Hediye Levent,” Irak’ın kimsesizleri: Şii Türkmen kadınlar, kayıp erkekler, öksüz çocuklar”, Kısa Dalga, 8 Ocak 2023, https://kisadalga.net/haber/detay/irakin-kimsesizleri-sii-turkmen-kadinlar-kayip-erkekler-oksuz-cocuklar_52208 (Erişim Tarihi: 03/05/2023).

[7] Birgün, “The Guardian, Türkiye’deki sahte pasaport şebekesini yazdı: Müşteriler IŞİD üyeleri”, 31 Ocak 2022, https://www.birgun.net/haber/the-guardian-turkiye-deki-sahte-pasaport-sebekesini-yazdi-musteriler-isid-uyeleri-375373 (Erişim Tarihi: 20/06/2023).

[8] Hediye Levent,” Irak’ın kimsesizleri: Şii Türkmen kadınlar, kayıp erkekler, öksüz çocuklar”, Kısa Dalga, 8 Ocak 2023, https://kisadalga.net/haber/detay/irakin-kimsesizleri-sii-turkmen-kadinlar-kayip-erkekler-oksuz-cocuklar_52208 (Erişim Tarihi: 03/05/2023).

[9] Hikmet Durgun, ‘Haşdi Şabi, Türkmen şehri Telafer’i kuşattı’ iddiası”, Sputnik, 18 Kasım 2016, https://sputniknews.com.tr/20161118/hasdi-sabi-telafer-kusatti-iddiasi-1025882790.html (Erişim Tarihi: 05/05/2023).

[10] Mahmut Hamsici, “Haşdi Şabi’deki Türkmenler”, BBC Türkçe, 6 Ekim 2017, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41514522 (Erişim Tarihi: 05/05/2023).

[11] Halil Ülker, Türk Dış Politikasında Mezhepçilik ve Haşdi Şabi Örneği, Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi – 2019, s. 302.

[12] Star, ”Yok etme politikasına sürdürürlerse Türkiye’nin kapısını çalmaya devam edeceğiz”, 9 Aralık 2022, https://www.star.com.tr/politika/yok-etme-politikasina-surdururlerse-turkiyenin-kapisini-calmaya-devam-edecegiz-haber-1753793/ (Erişim Tarihi: 01/01/2023).

[13] Mohammed Tahsin Gökkaya, “Irak Türkmenleri Ne Durumda?”, Fikir Turu, 3 Nisan 2023, https://fikirturu.com/insan/irak-turkmenleri-ne-durumda/ (Erişim Tarihi: 03/05/2023).

[14] Berrak Çeçen, Bulgaristan’dan Türkiye’ye Gelen Düzensiz Göçmenlerin Yasallaşma Süreçlerinde Göçmen Derneklerinin Rolü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü, İstanbul, 2016, s. 51.

[15] Necmettin Beyaz, Türkiye’ye Sığınanı Irak Türkmenlerinin Sosyal Hayata Uyumlarının İncelenmesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Gaziantep, 2019, s. 82.

[16] Göç ve Uyum Raporu, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Mülteci Hakları Alt Komisyonu, Ankara, 2018, s. 152, https://asylumineurope.org/wp-content/uploads/2018/04/resources_goc_ve_uyum_raporu.pdf, s. 152 (Erişim Tarihi: 04/05/2023).

[17] Necmettin Beyaz, Türkiye’ye Sığınanı Irak Türkmenlerinin Sosyal Hayata Uyumlarının İncelenmesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Gaziantep, 2019, s. 91.

[18] TRTHaber, “Türkiye’ye sığınan Irak Türkmenleri çalışma izni istiyor”, 27 Haziran 2016, https://www.trthaber.com/haber/dunya/turkiyeye-siginan-irak-turkmenleri-calisma-izni-istiyor-191784.html (Erişim Tarihi: 04/05/2023).

[19] Rahime Mercan Sarı, Irak’tan Türkiye’ye Göç Etmek Zorunda Kalan Türkmenler Üzerine Bir Araştırma: Ankara Örneği, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara, 2018, s. 138.

[20] Türkmenli Vakfı, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden Türkmeneli’ne yardım, 19 Şubat 2021, https://www.turkmenelivakfi.org/ankara-buyuksehir-belediyesindan-turkmeneline-yardim (Erişim Tarihi: 04/05/2023).

[21] Necmettin Beyaz, Türkiye’ye Sığınanı Irak Türkmenlerinin Sosyal Hayata Uyumlarının İncelenmesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Gaziantep, 2019, s. 82.

[22] Rahime Mercan Sarı, Irak’tan Türkiye’ye Göç Etmek Zorunda Kalan Türkmenler Üzerine Bir Araştırma: Ankara Örneği, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara, 2018, s. 85.

[23] Milliyet, Suriye’de Türkmenlere skandal sözler, 24 Kasım 2013, https://www.milliyet.com.tr/gundem/suriyede-turkmenlere-skandal-sozler-1797458 (Erişim Tarihi: 06/05/2023).

[24] Oda TV, “Suriye’deki Türkmenlerin Türkiye’ye isyanı”, 4 Temmuz 2014, https://www.odatv4.com/analiz/suriyedeki-turkmenlerin-turkiyeye-isyani-0407141200-61263 (Erişim Tarihi: 01/01/2023).

[25] Duygu Şerife Yıldırım, Suriye’den Türkiye’ye Göç Etmiş Türkmenler Üzerine Bir Araştırma, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Anabilim, Ankara, 2017, s. 94.

[26] Duygu Şerife Yıldırım, Suriye’den Türkiye’ye Göç Etmiş Türkmenler Üzerine Bir Araştırma, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Anabilim, Ankara, 2017, s. 95.

[27] Orhan Erkılıç, “Türkiye’deki Suriyeli Türkmenler de Vatandaşlık İstiyor”, VOA, 9 Ağustos 2020, https://www.voaturkce.com/a/turkiyedeki-suriyeli-turkmenler-de-vatandaslik-istiyor/5536622.html (Erişim Tarihi: 25/04/2023).

[28] Orhan Erkılıç, “Türkiye’deki Suriyeli Türkmenler de Vatandaşlık İstiyor”, VOA, 9 Ağustos 2020, https://www.voaturkce.com/a/turkiyedeki-suriyeli-turkmenler-de-vatandaslik-istiyor/5536622.html (Erişim Tarihi: 25/04/2023).

[29] Sabah, “Son dakika! İsmail Çataklı açıkladı: Türk vatandaşı yapılan 200 bin 950 Suriyelinin 47 bini Türkmen, 07 Mayıs 2022, https://www.sabah.com.tr/gundem/2022/05/07/son-dakika-ismail-catakli-acikladi-turk-vatandasi-yapilan-200-bin-950-suriyelinin-47-bini-turkmen (Erişim Tarihi: 25/04/2023).

[30] Kutluhan Görücü, Suriye Savaşı Boyunca Suriye Türkmenleri (2011 -2021), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli, 2022, s. 30-32.

[31] Tarık Sulocevizci, Suriye Türkmenlerinin Rejim ve Muhalefet ile İlişkileri (1918 – 2017), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul, 2017, s. 187.

[32] Can Acun, Kutluhan Görücü, Suriye Krizinde Göz Ardı Edilen Aktör: Türkmenler, SETA Perspektif, S. 224, 2018, https://setav.org/assets/uploads/2019/01/224.Perspektif-Suriye-Tu%CC%88rkmenleri.pdf, s. 2-3.

[33] Kutluhan Görücü, Suriye Savaşı Boyunca Suriye Türkmenleri (2011 -2021), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli, 2022, s. 166.

[34] Kutluhan Görücü, Suriye Savaşı Boyunca Suriye Türkmenleri (2011 -2021), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli, 2022, s. 166.

[35] Kutluhan Görücü, Suriye Savaşı Boyunca Suriye Türkmenleri (2011 -2021), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli, 2022, s. 166.

[36] Oda TV, “23 Türk’ü Kurşuna Dizdiler”, 27 Temmuz 2014, https://www.odatv4.com/guncel/23-turku-kursuna-dizdiler–2707141200-62312.

[37] Kutluhan Görücü, Suriye’de Yeni Anayasa Süreci ve Türkmenler, SETA, 7 Ekim 2019, https://www.setav.org/suriyede-yeni-anayasa-sureci-ve-turkmenler/ (Erişim Tarihi: 06/05/2023).

[38] Göç ve Uyum Raporu, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Mülteci Hakları Alt Komisyonu, Ankara, 2018, s. 152, https://asylumineurope.org/wp-content/uploads/2018/04/resources_goc_ve_uyum_raporu.pdf, s. 152 (Erişim Tarihi: 04/05/2023).

[39] Anadolu Ajansı, “Suriyeli Sığınmacılar İçin Sıhhat Projesi”, 16 Ağustos 2017, https://www.aa.com.tr/tr/yasam/suriyeli-siginmacilar-icin-sihhat-projesi-/885676 (Erişim Tarihi: 04/05/2023).

[40] Aziz Küçük, Türkiye’de Göç ve Sağlık Politikaları Analizi: “Sıhhat Projesi” Örneği, Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, Y. 20, S. 47, 2020, s. 477.

[41] Aziz Küçük, Türkiye’de Göç ve Sağlık Politikaları Analizi: “Sıhhat Projesi” Örneği, Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, Y. 20, S. 47, 2020, s. 477.

[42] Göç ve Uyum Raporu, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Mülteci Hakları Alt Komisyonu, Ankara, 2018, s. 152, https://asylumineurope.org/wp-content/uploads/2018/04/resources_goc_ve_uyum_raporu.pdf, s. 152 (Erişim Tarihi: 04/05/2023).

[43] Oda TV,” Erşat Salihi Dosyası”, 30 Mart 2021, https://www.odatv4.com/guncel/odatvden-ersat-salihi-dosyasi-bahceli-neden-sessiz–30032159-204681 (Erişim Tarihi: 05/05/2023).

KAYNAKÇA:

5543 sayılı İskân Kanunu, 26/09/2006 tarih ve 26301 sayılı Resmî Gazete, https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2006/09/20060926-1.htm.

Anadolu Ajansı, “Suriyeli Sığınmacılar İçin Sıhhat Projesi”, 16 Ağustos 2017, https://www.aa.com.tr/tr/yasam/suriyeli-siginmacilar-icin-sihhat-projesi-/885676.

Aziz Küçük, Türkiye’de Göç ve Sağlık Politikaları Analizi: “Sıhhat Projesi” Örneği, Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, Y. 20, S. 47, 2020, s. 473-496.

Birgün, “The Guardian, Türkiye’deki sahte pasaport şebekesini yazdı: Müşteriler IŞİD üyeleri”, 31 Ocak 2022, https://www.birgun.net/haber/the-guardian-turkiye-deki-sahte-pasaport-sebekesini-yazdi-musteriler-isid-uyeleri-375373.

Can Acun, Kutluhan Görücü, Suriye Krizinde Göz Ardı Edilen Aktör: Türkmenler, SETA Perspektif, S. 224, 2018, https://setav.org/assets/uploads/2019/01/224.Perspektif-Suriye-Tu%CC%88rkmenleri.pdf

Can Hasasu, “Şii ve Sünni Türkmenler tek liste”, Aljazeera Türk, 22 Nisan 2014, https://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/sii-ve-sunni-turkmenler-tek-liste.

Celalettin Yavuz, Suriye İç Savaşında Sıkışan Suriye Türkmenleri, Devlet, 01 Ocak 2014, http://devlet.com.tr/makaleler/y3-SURIYE_IC_SAVASINDA_SIKISAN_SURIYE_TURKMENLERI.html.

Duygu Şerife Yıldırım, Suriye’den Türkiye’ye Göç Etmiş Türkmenler Üzerine Bir Araştırma, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Anabilim, Ankara, 2017.

Göç ve Uyum Raporu, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Mülteci Hakları Alt Komisyonu, Ankara, 2018https://asylumineurope.org/wp-content/uploads/2018/04/resources_goc_ve_uyum_raporu.pdf

Halil Ülker, Türk Dış Politikasında Mezhepçilik Ve Haşdi Şabi Örneği, Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi – 2019, s. 293-309.

Hediye Levent,” Irak’ın kimsesizleri: Şii Türkmen kadınlar, kayıp erkekler, öksüz çocuklar”, Kısa Dalga, 8 Ocak 2023, https://kisadalga.net/haber/detay/irakin-kimsesizleri-sii-turkmen-kadinlar-kayip-erkekler-oksuz-cocuklar_52208.

Hikmet Durgun, ‘Haşdi Şabi, Türkmen şehri Telafer’i kuşattı’ iddiası”, Sputnik, 18 Kasım 2016, https://sputniknews.com.tr/20161118/hasdi-sabi-telafer-kusatti-iddiasi-1025882790.html.

Kutluhan Görücü, Suriye Savaşı Boyunca Suriye Türkmenleri (2011 -2021), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli, 2022.

Kutluhan Görücü, Suriye’de Yeni Anayasa Süreci ve Türkmenler, SETA, 7 Ekim 2019, https://www.setav.org/suriyede-yeni-anayasa-sureci-ve-turkmenler/.

Mahmut Hamsici, “Haşdi Şabi’deki Türkmenler”, BBC Türkçe, 6 Ekim 2017, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41514522.

Milliyet, Suriye’de Türkmenlere skandal sözler, 24 Kasım 2013, https://www.milliyet.com.tr/gundem/suriyede-turkmenlere-skandal-sozler-1797458

Mohammed Tahsin Gökkaya, “Irak Türkmenleri Ne Durumda?”, Fikir Turu, 3 Nisan 2023, https://fikirturu.com/insan/irak-turkmenleri-ne-durumda/

Nazlı Yüzbaşıoğlu, “Türkiye’nin 2021 diplomasi ajandasının ana başlığı ‘Girişimci ve İnsani Dış Politika”, Anadolu Ajansı, 28 Kasım 2020, https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/turkiyenin-2021-diplomasi-ajandasinin-ana-basligi-girisimci-ve-insani-dis-politika/2058724.

Necmettin Beyaz, Türkiye’ye Sığınanı Irak Türkmenlerinin Sosyal Hayata Uyumlarının İncelenmesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Gaziantep, 2019.

Oda TV, “23 Türk’ü Kurşuna Dizdiler”, 27 Temmuz 2014, https://www.odatv4.com/guncel/23-turku-kursuna-dizdiler–2707141200-62312.

Oda TV,” Erşat Salihi Dosyası”, 30 Mart 2021, https://www.odatv4.com/guncel/odatvden-ersat-salihi-dosyasi-bahceli-neden-sessiz–30032159-204681

Oda TV, “Suriye’deki Türkmenlerin Türkiye’ye isyanı”, 4 Temmuz 2014, https://www.odatv4.com/analiz/suriyedeki-turkmenlerin-turkiyeye-isyani-0407141200-61263.

Orhan Erkılıç, “Türkiye’deki Suriyeli Türkmenler de Vatandaşlık İstiyor”, VOA, 9 Ağustos 2020, https://www.voaturkce.com/a/turkiyedeki-suriyeli-turkmenler-de-vatandaslik-istiyor/5536622.html.

Rahime Mercan Sarı, Irak’tan Türkiye’ye Göç Etmek Zorunda Kalan Türkmenler Üzerine Bir Araştırma: Ankara Örneği, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara, 2018.

Sabah, “Son dakika! İsmail Çataklı açıkladı: Türk vatandaşı yapılan 200 bin 950 Suriyelinin 47 bini Türkmen, 07 Mayıs 2022, https://www.sabah.com.tr/gundem/2022/05/07/son-dakika-ismail-catakli-acikladi-turk-vatandasi-yapilan-200-bin-950-suriyelinin-47-bini-turkmen.

Sefa Şahin, “Türkiye, Kırım Tatar Türklerine Süresiz Oturum İzni Vermeye Başladı”, Anadolu Ajansı, 11 Ağustos 2022, https://www.aa.com.tr/tr/gundem/turkiye-kirim-tatar-turklerine-suresiz-ikamet-izni-vermeye-basladi/2658802.

Star, ”Yok etme politikasına sürdürürlerse Türkiye’nin kapısını çalmaya devam edeceğiz”, 9 Aralık 2022, https://www.star.com.tr/politika/yok-etme-politikasina-surdururlerse-turkiyenin-kapisini-calmaya-devam-edecegiz-haber-1753793/.

Tarık Sulocevizci, Suriye Türkmenlerinin Rejim ve Muhalefet ile İlişkileri (1918 – 2017), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul, 2017.

TİKA, “Kifri’deki İlk Türkmen Anaokulu TİKA Tarafından İnşa Edilerek Eğitim Öğretim Faaliyetlerine Başladı”, https://www.tika.gov.tr/tr/haber/kifri%27deki_ilk_turkmen_anaokulu_tika_tarafindan_insa_edilerek_egitim_ogretim_faaliyetlerine_basladi-66647

TİKA, “TİKA’dan Terör Mağduru Iraklı Türkmen Kadınlara Destek”, https://www.tika.gov.tr/tr/haber/tika_dan_teror_magduru_irakli_turkmen_kadinlara_destek-19769.

TRT Haber, “Türkiye’ye sığınan Irak Türkmenleri çalışma izni istiyor”, 27 Haziran 2016, https://www.trthaber.com/haber/dunya/turkiyeye-siginan-irak-turkmenleri-calisma-izni-istiyor-191784.html.

Türkmenli Vakfı, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden Türkmeneli’ne yardım, 19 Şubat 2021, https://www.turkmenelivakfi.org/ankara-buyuksehir-belediyesindan-turkmeneline-yardim/

Türkmenli Vakfı, “Türkmeneli İşbirliği Ve Kültür Vakfı 2021 Yılı Faaliyetleri”, 22 Şubat 2022, https://www.turkmenelivakfi.org/turkmeneli-isbirligi-ve-kultur-vakfi-2021-yili-faaliyetleri/

Ülkem Gözde Gündoğdu, Suriye İç Savaşı ve Suriye Türkmenleri, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul, 2020.

Bültenimize Abone Olun

En son haberler ve özel duyurulardan haberdar olmak için abone olun