Bültenimize Abone Olun

En son haberler ve özel duyurulardan haberdar olmak için abone olun

Tarih:

İşgücü Kıtlığı ve Göçmenlikte Yeterliliklerin Tanınma(ma)sı

Diğer Başlıklar

Follow Us on Social Media

ÖZET

Nüfusun yaşlanması ve devam eden Covid-19 salgını ile karşı karşıya kalan gelişmiş ülkeler, yüksek vasıflı işçi gerektiren belirli sektörler için işgücü sıkıntısına çözüm bulmaya çalışıyor. Ekonomik göçe artan vurgu, mevcut işgücü piyasası sorunlarına yanıt vermenin politika araçlarından biridir. Bununla birlikte, ekonomik göç için yüksek vasıflı işçilerin seçiminde kullanılan “yabancı yeterliliklerin tanınması” ve bu işçilerin göçmen kabul eden ülkelerdeki işgücü piyasasına entegrasyonu ile ilgili zorluklar devam etmektedir. Göçmen kabul eden ülkeler; doktorlar, hemşireler, ebeler, avukatlar ve muhasebeciler vb. gibi düzenlemeye tabi mesleklerdeki standartları ile ilgili olarak gelişmekte olan ülkelerden elde edilen yeterliliklerin değerlendirilmesini kolaylaştırma ve basitleştirme çabalarını artırmaktadır. Önümüzdeki yakın gelecekte, yetenek için küresel rekabetin gelişmiş ülkeler arasında artacağını bekleyebiliriz ve bu süreçte gelişmekte olan ülkeler vasıflı işgücünü elde tutmanın yollarını bulmak zorunda kalacaklardır.

GİRİŞ

Birçok gelişmiş ülke, işgücü kıtlığına ve ülkeler arasındaki küresel ekonomik rekabete yanıt olarak yüksek vasıflı isçileri çekmek için önlemler almaktadır. Özellikle, salgın döneminde sağlık çalışanlarına olan talep artmaya devam etmektedir. Ülkeler hâlihazırda çeşitli mesleklerde (hemşireler, doktorlar ve eczacılar gibi) işgücü sıkıntısı ile karşı karşıya kalmaktadır. Gelişmiş ülkelerde yaşlanan nüfusun da mevcut ve gelecekteki işgücü sıkıntısına katkıda bulunacağı düşünüldüğünde, bu durum daha da kötüleşecektir. Bu nedenle, Covid-19 salgının sona ermesinden sonra gelişmiş dünyada bu beyaz yaka işçileri göçmen olarak çekmek için şiddetli bir rekabet olacağını düşünmek yanlış olmaz.

Mevcut gözlemler genellikle göçmen gönderen ülkelerden gelen bu yüksek vasıflı işçilerin “beyin göçü” veya “insan sermayesi kaçışı” üzerine yapılmaktadır. Bu konunun daha az bilinen yönü, göçmen kabul eden ülkelerde beyaz yaka işçilerin iş piyasasına girmelerinde karşılaştığı zorluklardır. Bu işçilerin kendi ülkelerinde edinmiş oldukları yeterlilikleri, genellikle göçmenlik başvurularında veya göçmen alan ülkenin işgücü piyasasına entegrasyonunda tanınmamaktadır. Bunun en önemli sebebi, birçok göçmen alan ülkede başka bir ülkeden olan yeterliliklerin göçmen alan ülkenin benzer yeterliliklerine (yani eğitim, öğretim, beceri ve iş deneyimine) eşdeğer olarak kabul edilmemesidir. Bu, özellikle doktorlar, hemşireler, eczacılar, ebeler, avukatlar, mimarlar ve hatta mühendisler gibi göçmen kabul eden ülkelerde birçok düzenlemeye tabi (regüle edilmekte olan) meslekler için geçerlidir.

Kendi ülkelerinde eğitim almış profesyoneller için bu durumu, özellikle göçmenlik başvurularını hangi ülkeye yapacakları konusunda, daha da karmaşık hale getiren şey, bazı mesleklerin bazı göçmen alan ülkelerde yüksek düzeyde düzenlemeye tabi olmasına karşın, diğer ülkelerde aynı mesleklerde düzenlemenin olmamasıdır. Bir örnek vermek gerekirse, İsveç’te mimarlar regüle edilmekte olan bir meslek değildir; yani, üniversite diplomasına ek olarak zorunlu eğitim veya staj veya mesleki sınav yoktur. Buna karşılık, Kanada’da birçok eyalette mimar olarak lisans alabilmek için staj zorunluluğu ve yeterlilik sınavları vardır.

Ayrıca, göçmen alan ülkelerde “yabancı yeterlilik tanınması süreçleri,” kendi ülkelerinde eğitim almış işçilerin göçmen alan ülkelerde kendi mesleklerinde istihdam edilmelerini kolaylaştırmada veya kısıtlamada önemli bir rol oynamaktadır. Göçmen alan ülkelerdeki düzenleyici meslek örgütleri veya kurumlar, göçmenlerin yeterliliklerinin ve becerilerinin kullanımını kolaylaştırırken mesleki standartların korunmasında ciddi zorluklarla karşı karşıyadır. Bir yandan bu meslek örgütleri, çalışanları işle ilgili tehlikelerden ve tüketiciyi tehlikeli veya kalitesi düşük hizmetlerden korumak için mesleğe giriş için belirli standartlar ve prosedürler belirlemekte; öte yandan, bu örgütler kendi standartlarını göçmen veren ülkede diploma ve deneyime sahip olanlara dayatarak onları cezalandırabilmektedir.

Fakat farklı meslek gruplarında “yabancı yeterliliklerin tanınmasını” kolaylaştırmak için ülkeler arasında bazı anlaşmalar yapıldığı belirtilmelidir. Örneğin, yabancı niteliklerin tanınmasına ilişkin 2005/36/EC sayılı Avrupa Birliği (AB) Direktifi, AB üye ülkeleri arasında düzenlenmiş yedi meslekteki yeterliliklerin otomatik olarak tanınmasını sağlar. Mesleki Yeterliliklerin Karşılıklı Tanınmasına İlişkin Québec-Fransa Anlaşması ve mühendislik derecelerinin akreditasyonu için Washington Anlaşması gibi yabancı niteliklerin tanınması süreçlerini kolaylaştırmak ve basitleştirmek için ikili ve çok taraflı karşılıklı tanıma anlaşmaları da vardır. Bununla birlikte, bu araçlar, gelişmekte olan ülkelerden gelen ve yeterliliklerini bu ülkelerde edinmiş profesyonellerin çoğuna yardımcı olmamaktadır.

Sonuçta, özellikle gelişmekte olan ülkelerden gelen birçok vasıflı isçi, çeşitli uzun ve karmaşık düzenleyici gereklilikleri yerine getirmek zorunda olduğu için ev sahibi ülkede “kendi mesleklerini icra etmek için yetkilendirilmeyi” zor bulmaktadır. Bazı ülkelerde, diplomaları ev sahibi ülkede verilen diplomaya eşdeğer kabul edilse bile, daha fazla şartı yerine getirmeleri istenebilir. Örneğin, eğitimini ve deneyimini gelişmekte olan ülkelerden almış eczacıların yeterliliklerinin denkliğini aldıktan sonra, eczacı olarak mesleklerini yapmak için gereken lisansı alabilmeleri için Kanada’da (örneğin Ontaryo), Yeni Zelanda ve Avustralya’da üç profesyonel yeterlilik sınavına girmeleri gerekirken, bu ülkelerdeki üniversitelerde eğitilmiş ve deneyimi bu ülkelerden olan yeni üniversite mezunu eczacıların yalnızca iki sınava girmeleri gerekmektedir.

Bu kısıtlamalara yanıt olarak, devletler ve düzenleyici kurumlar, gelişmekte olan ülkelerdeki yeterliliklerin tanınması süreçlerini kolaylaştırmak ve basitleştirmek için bazı adımlar atmaktadır. Mesela, düzenleyici kurumlar (devlet kurumları veya mesleki düzenleyici örgütler), gelişmekte olan ülkelerde eğitim almış ve deneyim kazanmış bireyler için, meslek örgütleri tarafından verilen “sınırlı lisans veya kayıt” ve “şartlı kayıt” gibi pratikler oluşturmaktadır. Örnek olarak, Medical Board of Australia Members (Avustralya’da doktorların düzenleyici meslek kurumu), diplomalarının denkliğini aldıklarında gelişmekte olan ülkeden eğitim almış ve deneyim kazanmış doktorlara meslek örgütlerine “sınırlı kaydolabilme” hakkı verir. Sınırlı kayıt, genel veya uzman kaydına hak kazanmak için gözetim altında uygulama yapmalarına veya bir sınava veya değerlendirmeye girmelerine olanak tanır. Bu tür kısmi lisans ya da kayıt uygulamalarının en önemli amacı, bu vasıflı işçilerin göçmenliğe kabulünü sağlamak ve işgücü piyasasına kendi mesleklerinde sorunsuz katılımlarına katkıda bulunmaktır.

SONUÇ

Gelişmiş dünyadaki özellikle salgın ile daha da kronikleşen vasıflı işgücü sıkıntısı karşısında, birçok göçmen alan ülke yıllık vasıflı göçmen kotalarını artırma eğilimindedir. Bu nedenle, göçmen kabul eden ülkelerin, bu mesleklerdeki işgücü eksikliğine cevap verebilmek için gelişmekte olan ülkelerde kazanılan yeterliliklerin tanınması süreçlerini basitleştirmeye ve kolaylaştırmaya devam etmelerini bekleyebiliriz. Buna karşılık, göçmen gönderen ülkelerin bu yüksek vasıflı işçilerin çalışma koşullarını ve ücretlerini iyileştirmesini beklemek de mantıksız değildir. Aksi takdirde, bu artan küresel rekabette, özellikle Covid-19 salgını sonrası, gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere çok ciddi bir vasıflı işçi göçünün olacağını tahmin etmek de güç olmayacaktır.

Bültenimize Abone Olun

En son haberler ve özel duyurulardan haberdar olmak için abone olun