Bültenimize Abone Olun

En son haberler ve özel duyurulardan haberdar olmak için abone olun

Tarih:

Yarı İletken Endüstrisindeki Küresel Rekabet: Türkiye’nin Yol Haritası – Erhan KUL

Diğer Başlıklar

Follow Us on Social Media

ÖZET

Teknolojinin hızla geliştiği günümüz dünyasında yarı iletkenler, birçok sektörde hayati önem taşıyor. Bu önemli bileşenlerin üretimi, ülkelerin stratejik avantaj sağlamasında önemli bir rol oynuyor. Tayvan, yarı iletken endüstrisindeki liderliği ve başarısıyla dikkat çekiyor. Peki, Türkiye de Tayvan’ın başarısını takip edebilir mi? Bu makalede, Türkiye’nin yarı iletken endüstrisi için Tayvan modelini takip etmesi mümkün mü, bunun için neler yapması gerektiği ve sektörün gelişimi için önemli faktörler ele alınacak.

Yarı İletken Endüstrisindeki Küresel Rekabet: Türkiye’nin Yol Haritası

Yarı İletkenler nedir?

Modern dijital dünyamızın kalbinde, genellikle göz ardı edilen bir kahraman yatar: yarı iletken. Yarı iletkenler, genellikle silikon bazlı olan ve iletkenler (metaller gibi) ve yalıtkanlar veya izolatörler (seramikler gibi) arasında iletkenlik özelliklerine sahip malzemelerdir. Elektronik cihazların temel bileşenleri olup, transistörler, mikroişlemci çipleri, sensörler ve diğer birçok entegre devrelerin oluşturulmasını sağlarlar. Bu minik bileşenler, cihazlarda elektriğin akışını kontrol eder ve yönlendirir, bu sayede basit hesaplamalardan karmaşık veri işleme görevlerine kadar bir dizi işlemi gerçekleştirebilirler.

Resim 1: Milimetrik çiplerin üretimi (Kaynak: https://pr.tsmc.com/english/gallery-fabs-outside)

Yarı İletken Krizi (Çip Kıtlığı) ve Etkileri

Yarı iletken krizi, sıklıkla çip kıtlığı olarak adlandırılır ve 2020’de belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır, ancak kökleri stratejik yanılgılara, jeopolitik gerilimlere ve tedarik zinciri aksamalarına dayanmaktadır.[1] Pandemi nedeniyle elektronik ürünlere olan talebin artması ve sonrasında üretimde yaşanan aksamalar, bir arz-talep dengesizliğine yol açarak yarı iletkenlerde küresel bir kıtlığa yol açmıştır.

Bu kıtlığın çok geniş çaplı etkileri olmuştur, otomotiv endüstrisinden tüketici elektroniğine, sağlıktan daha birçok sektöre kadar. Günlük yaşamımızda bu, otomobiller, oyun konsolları ve ev aletleri gibi çeşitli ürünlerin fiyatlarının yükselmesine, sınırlı bir şekilde mevcut olmalarına ve hatta bazı sektörlerde üretim hatlarının durmasına neden olmuştur.

Yarı iletkenlerin stratejik önemi küçümsenemez. Modern elektroniğin temel yapı taşları olarak, onlar kritik altyapıları, savunma sistemlerini ve AI ve büyük veri uygulamaları dahil olmak üzere ileri teknolojileri güçlendirir. Sonuç olarak, yarı iletken üretimi ve tedarik zincirleri üzerinde kontrol, önemli bir stratejik avantaj haline gelmiştir. Bu sadece ekonomik rekabetçilikle ilgili değil, aynı zamanda ulusal güvenlik, teknolojik egemenlik ve jeopolitik etki meselesidir.

Yapay zekâ (AI) ve büyük verinin ortaya çıkması, yarı iletkenlere olan talebi önemli ölçüde artırdı. Bu teknolojiler, yüksek performanslı hesaplama yetenekleri gerektirir ve bu yetenekler yarı iletkenler tarafından sağlanır. Kompleks algoritmaları ve hesaplamaları ile AI, bu zorlu görevleri gerçekleştirebilen özel türde yarı iletkenler gerektirir, örneğin Grafik İşlem Birimleri (GPU’lar) ve Uygulamaya Özgü Entegre Devreler (ASIC’ler).

Benzer şekilde, büyük veri analitiği, değerli içgörüler elde etmek için büyük miktarda verinin işlenmesi ve analiz edilmesi işlemi, veri depolama ve işleme için güçlü yarı iletkenlere büyük ölçüde bağımlıdır. Yapay Zekâ ve büyük verinin sektörler üzerindeki önemi artmaya devam ettikçe, gelişmiş, enerji verimli yarı iletkenlere olan talep sadece büyüyecek, stratejik önemlerini pekiştirecektir.

Taiwan: Yarı İletken Gücü ve Jeostratejik Sonuçları

Teknoloji alanındaki küresel manzarada, Taiwan yarı iletken endüstrisinde lider bir güç olarak ortaya çıktı. Bu küçük adanın kritik bir sektörün ön saflarına yükselişi tesadüfi değildir. Aksine, bu durum stratejik planlama, sağlam hükümet desteği ve araştırma ve gelişmeye olan odaklanmanın sonucudur. Taiwan’ın yarı iletken başarı hikayesinin kalbinde, dünyanın en büyük bağımsız yarı iletken dökümhanesi olan Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC) bulunmaktadır.

TSMC Fenomeni: Bir Yarı İletken Başarı Hikayesi

1987’de kurulan Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC), yarı iletken endüstrisinde cesur bir deneydi. Morris Chang’ın projesi olan TSMC, yalnızca diğer firmalar tarafından tasarlanan çipleri üreten, özel bir yarı iletken dökümhanesi olma vizyonuyla kuruldu. Bu, o dönem yarı iletken endüstrisini domine eden entegre cihaz üreticisi (IDM) modelinden farklıydı. Eski modelde şirketler kendi çiplerini tasarlar ve üretirlerdi.

Resim 2:TSMC merkez laboratuvarları (Kaynak: https://pr.tsmc.com/english/gallery-fabs-outside)

TSMC’nin iş modeli, oyunun kurallarını değiştirdi. TSMC, sadece üretim faaliyetlerine odaklanarak ölçek ekonomisini gerçekleştirme, maliyetleri azaltma ve üretim verimliliğini artırmaya odaklandı. Son teknoloji üretim tesislerine ve ileri teknolojilere büyük yatırımlar yaptı. Çipleri tasarlayan ancak üretmeyen fabrikasız yarı iletken şirketlerinin yükselişi, TSMC’nin büyümesini daha da hızlandırdı. Qualcomm ve Nvidia gibi bu şirketler, üretim ihtiyaçları için TSMC’ye başvurdu, bu da onların çip üretimi için gereken büyük sermaye yatırımı olmadan çip tasarımına odaklanmalarını sağladı. TSMC’nin sürekli iyileştirme, yenilik ve müşteri memnuniyetine olan bağlılığı da başarısında kritik bir rol oynadı. Şirket, sürekli olarak gelirinin yaklaşık %8’ini araştırma ve geliştirmeye yatırdı, bu da onun yarı iletken teknolojisinin ön saflarında kalmasını sağladı. Ayrıca, kalite ve güvenilirliği sunma konusundaki adanmışlığı, ona müşterilerinin güvenini kazandırdı ve pazar pozisyonunu sağlamlaştırdı.

TSMC’nin başarısı etkileyici olsa da onu kopyalamak kolay bir iş değil. Yarı iletken üretim endüstrisi, pahalı ekipman ve tesislere önemli bir yatırım gerektiren, sermaye yoğun bir endüstridir. Ayrıca, yüksek nitelikli bir işgücü, geniş çaplı araştırma ve geliştirme ve uzun bir öğrenme eğrisi gerektirir. Ayrıca, TSMC’nin iş modeli güvene dayanmaktadır. Saf bir dökümhane olarak TSMC, müşterilerine tasarım alanında onlarla rekabet etmeyeceğini garanti eder. Bu tarafsızlık taahhüdü, TSMC’nin başarısının temel taşıdır, ancak bu, çip tasarımında mevcut çıkarları olan şirketler tarafından kolayca benimsenebilecek bir şey değildir.

Resim 3:TSMC Çip Üretim Tesisleri (Kaynak: https://pr.tsmc.com/english/gallery-fabs-inside)

Son olarak, TSMC’nin başarısı ekosistemi ile yakından bağlantılıdır. Tayvan’ın özellikle mühendislik ve ilgili alanlara yönelik eğitime olan odaklanması, TSMC’ye yetenekli mühendisler havuzu sağlamıştır. Hükümetin destekleyici politikaları, özellikle altyapıya yatırım ve Ar-Ge sübvansiyonları gibi, TSMC’nin büyümesinde rol oynamıştır.

TSMC’nin başarı hikayesi, benzersiz bir iş modeli, teknoloji ve yeteneklere sürekli yatırım ve destekleyici bir ekosistemin sonucudur. Başarıları, yarıiletken endüstrisi için değerli dersler sunsa da TSMC’nin yükselişine olanak sağlayan özel koşullar, başarısını taklit etmeyi zorlaştırır.

Yarıiletkenlere olan talep artmaya devam ettikçe, TSMC’nin global bir çip üretim gücü olarak rolü kritik önemini koruyacaktır. Başarı hikayesi, yenilikçilik, stratejik vizyon ve mükemmeliyet arayışının gücüne bir kanıt olarak hizmet eder.

Çin’in Tayvan’a Olan Takıntısı

Çin’in Tayvan’a olan ilgisi, tarihi ve toprak iddialarının ötesine geçer. Tayvan’ın yarıiletken endüstrisindeki ustalığı, onu Çin için stratejik bir ilgi noktası haline getirmiştir. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin, tüketici elektroniğinden telekomünikasyona, yapay zekaya kadar bir dizi sektör için kritik olan yarıiletkenlere ağır bir şekilde bağımlıdır.

Çin’in yarı iletken endüstrisindeki büyümesi, 20. yüzyılın sonlarında hükümetin ülkenin teknolojik yeteneklerini artırmak için reformlar başlatmasına kadar izlenebilir. Ancak 2000’li yıllarda Çin, küresel ekonomideki stratejik öneminin farkına vararak yarı iletken sektörüne gerçekten odaklanmaya başladı. Dünyanın en büyük yarı iletken tüketicisi olmasına rağmen, Çin hala çiplerinin önemli bir kısmını, özellikle ABD, Kore ve Tayvan’dan ithal etmektedir. Bu bağımlılığı azaltmak için Çin hükümeti, yarı iletken endüstrisine özel bir vurgu yaparak “Çin’de Üretilen 2025” girişimini başlattı. Hükümet, teknolojik açığı lider ülkelerle kapatmak için milyarlarca doları araştırma ve geliştirmeye, altyapıya ve yetenek edinmeye yönlendirdi.

Ancak Çin’in yarı iletken endüstrisi, hızla büyümesine rağmen, ileri imalat kabiliyetleri açısından geride kalmıştır. Gücü temel olarak montaj, test ve paketlemede yatmaktadır, ancak yüksek uçlu çip tasarımı ve üretiminde geride kalmaktadır. Bu sektördeki Tayvan’ın hakimiyeti, Çin’in teknolojik açığını kapatmak için kullanabileceği potansiyel bir stratejik avantajı temsil etmektedir. Tayvan’ı kontrol etmek, Çin’e ileri yarıiletken teknolojisine doğrudan erişim sağlar, ithalata olan bağımlılığını azaltır ve potansiyel olarak küresel teknolojik güç dengesini değiştirir.

ABD’nin Tayvan’a Olan İlgisi

ABD’nin Tayvan’ın Çin etkisi altına girmesini önleme konusundaki ilgisi hem jeopolitik hem de ekonomik sebeplere dayanmaktadır. Jeopolitik açıdan, Tayvan, ABD’nin Çin ile etki için yarıştığı bir bölgede kritik bir müttefiktir. Ekonomik olarak, Tayvan’ın küresel yarıiletken tedarik zincirindeki rolü son derece önemlidir.

ABD’nin teknoloji devleri olan Apple, Nvidia ve Qualcomm, çip tedarikleri için ağırlıklı olarak TSMC’ye bağımlıdır. Eğer Çin, Tayvan üzerinde kontrol sağlamayı başarırsa, bu küresel yarıiletken tedarik zincirini aksatabilir ve potansiyel olarak Çin’e, ABD teknoloji şirketleri üzerinde kaldıraç sağlayabilir. Bu, sadece ciddi ekonomik sonuçlara sahip olmayacak aynı zamanda yarıiletkenlerin gelişmiş askeri sistemler için kritik öneme sahip olmasından dolayı önemli ulusal güvenlik endişeleri doğuracaktır.

Yarı iletkenler, bir dizi savunma sistemini destekler. İletişim ve gözetleme sistemlerinde yarı iletkenler, büyük miktarda verinin gerçek zamanlı olarak işlenmesini sağlar, hızlı yanıt sürelerini garanti eder. Radar ve sonar sistemlerine, uydu iletişimine ve füze rehberlik sistemleri dahil olmak üzere gelişmiş silah sistemlerine entegrelerdir. Örneğin, modern savaş uçakları, büyük oranda yarı iletkenlere dayanan sofistike aviyonik ve elektronik savaş sistemleri ile donatılmıştır. İnsansız Hava Araçları (İHA) veya dronlar, navigasyon, iletişim ve yük teslimi için yarı iletken teknolojisini kullanır.

Fotoğraf 1:Başkan Biden, 2021 yılındaki fotoğrafında yarı iletken çip tutuyor. Kongre’nin Amerikan yonga üretim tesislerini teşvik etmek için sağladığı 52 milyar doları nasıl harcayacağı konusunda Beyaz Saray’ın nasıl çalıştığını anlatıyor. (Kaynak: Saul Loeb, AFP)

Yapay zekâ (AI) ve makine öğrenmesi (ML) gelişimi, savaşta yarı iletkenlerin rolünü daha da önemli hale getirdi. Yüksek performanslı yarı iletkenlere dayanan AI destekli sistemler, görüntü tanıma, tehdit tespiti, savaş alanı analizi ve otomatik karar verme gibi görevler için kullanılmaktadır. Ayrıca, siber güvenlik alanında, yarı iletkenler önemli bir rol oynamaktadır. Gelişmiş çipler, donanım düzeyinde güvenlik özellikleri sağlayabilir, siber tehditlere karşı ekstra bir koruma tabakası sunar. Siber saldırıların ulusal güvenlik için önemli bir risk oluşturması nedeniyle güvenilir yarı iletkenlere sahip olmanın önemi açıktır.

Yarı iletken teknolojisine hakimiyetin önemli jeostratejik sonuçları vardır. Gelişmiş yarı iletken endüstrisine sahip ülkeler stratejik bir avantaja sahiptir, çünkü bu kritik bileşenlerin savunma sektörleri için tedarikini garanti edebilirler. Ayrıca çip krizi ile yarı iletken tedarik zincirleri hakkındaki kaygılar artmıştır. Ülkeler tek bir bölgeye veya tedarikçiye aşırı bağımlılığın risklerini fark etmiştir.

Modern savaşta yarı iletkenlerin kritik rolü göz önüne alındığında, ülkelerin yarı iletken tedarik zincirlerini güvence altına almaları zorunludur. Bu, tedarikçileri çeşitlendirmeyi, yerli yarı iletken endüstrilerine yatırım yapmayı veya güvenilir ortaklarla stratejik ittifaklar kurmayı içerebilir. Ayrıca, yarı iletken teknolojisindeki devam eden araştırma ve geliştirme çalışmaları her ülke için öncelikli olmalıdır. Savaş, teknolojik ilerlemelerle birlikte evrimleşmeye devam ettikçe, yarı iletken teknolojisinin ön saflarında kalmak kritik olacaktır.[2]

Sonuç olarak, Tayvan’ın yarıiletkenler için önemli bir merkez olarak yükselişi, küresel sahnede stratejik önemini artırmıştır. Çin ve ABD’nin Tayvan üzerindeki jeopolitik çekişmesi, günümüzün teknoloji odaklı dünyasında yarıiletkenlerin kritik rolüne bir kanıttır. Bu, ülkelerin yarıiletken üretiminde stratejik özerklik geliştirmeleri ve tedarik zincirlerini güvence altına almaları gerektiğini kritik bir şekilde göstermektedir. Yarıiletken endüstrisi büyümeye ve evrimleşmeye devam ettikçe, Tayvan’ın rolü ve ona olan uluslararası ilgi daha da önemli hale gelecektir.

Türkiye ve Yarı İletken Mücadelesi: Teknolojik Kendine Yeterliliğe Doğru Bir Yol İçin Türkiye Yarı İletken Üretebilir mi?

Yarı iletken endüstrisi, dünyadaki en fazla sermaye ve araştırma yoğunluğuna sahip endüstrilerden biridir. Önemli bir yatırım, yüksek teknolojili altyapı ve yetenekli bir iş gücü gerektirir. Türkiye’nin büyüyen bir teknoloji sektörü olmasına rağmen, yarı iletkenlerin bu teknolojilerdeki önemi nedeniyle, rekabetçi bir yarı iletken endüstrisi inşa etmesi önemli bir girişim olacaktır.

Yerli bir yarı iletken endüstrisi olmaksızın, Türkiye yarı iletken ihtiyaçları için ithalata bağımlı kalır. Bu bağımlılık, ülkeyi potansiyel tedarik zinciri kesintilerine maruz bırakır, bu durum son dönemdeki küresel yarı iletken krizinde görülmüştür. Ayrıca, yabancı yapımı yarı iletkenlere olan bağımlılık, Türkiye’nin yapay zekâ ve 5G gibi gelişmiş teknolojileri geliştirme hedeflerini engelleyebilir.

Yarı iletkenlerin stratejik önemi, tedariklerinin kontrolünün jeopolitik bir kaldıraç olarak kullanılabileceği anlamına gelir. Jeopolitik gerilimlerin veya ticaret anlaşmazlıklarının ortaya çıkması durumunda, Türkiye’nin yarı iletkenlere erişimi tehlikeye girebilir, bu da kritik endüstrileri ve ulusal güvenliği potansiyel olarak etkileyebilir.

Açığı Kapama: Türkiye’deki Hükümetler İçin Bir Yol Haritası

Yarı iletken endüstrisi, modern teknolojinin bel kemiğini oluşturuyor ve Tayvan bu alanda dünya lideri. Peki, Türkiye Tayvan’ın bu başarısını taklit edebilir mi? Bu büyük bir meydan okuma olacaktır, ancak doğru adımlarla gerçekleştirilebilir.

  1. Eğitim ve İş Gücü Geliştirme: Tayvan’ın yarı iletken başarısı, geniş ve yetenekli bir iş gücüne dayanıyor. Türkiye’nin benzer bir iş gücünü oluşturabilmesi için STEM (fen, teknoloji, mühendislik ve matematik) eğitimine büyük yatırımlar yapması gerekmektedir. Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinde, örneğin ODTÜ, Boğaziçi ve İTÜ gibi kurumlarda yarı iletken teknolojileri üzerine uzmanlaşmış programlar ve araştırma merkezleri oluşturulabilir. Bu, gelecekteki mühendisler ve bilim insanları için gerekli becerileri ve bilgiyi sağlayacaktır.
  2. Ar-Ge’ye Yatırım: Tayvan, yarı iletken teknolojilerinde öncü olabilmek için sürekli ve yoğun bir şekilde Ar-Ge’ye yatırım yaptı. Türkiye’nin de bu alanda önemli ilerlemeler kaydedebilmesi için yarı iletken araştırmalarına önemli miktarda kaynak ayırması gerekmektedir. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) gibi kuruluşlar, yarı iletken teknolojileri üzerine Ar-Ge projelerine fon sağlayabilir ve bu alanda çalışan bilim insanlarını teşvik edebilir.
  3. Kamu Destekleri: Tayvan hükümeti, yarı iletken endüstrisini desteklemek için geniş kapsamlı politikalar uygulayarak önemli bir model oluşturmuştur. Bu politikalar arasında, yarı iletken teknolojisi üzerine Ar-Ge çalışmalarını desteklemek için hükümet fonları ve vergi teşvikleri gibi mali teşvikler yer alıyor. Türkiye’nin de yarı iletken endüstrisini desteklemek için benzer politikalar uygulaması gerekmektedir. Örneğin, Türkiye hükümeti, yarı iletken üretim tesislerinin kurulması ve modernizasyonu için finansal teşvikler sağlayabilir. Ayrıca, yarı iletken endüstrisinde çalışan veya bu alanda yatırım yapan şirketlere vergi indirimleri ve diğer mali teşvikler sunabilir.
  4. Uluslararası İşbirlikleri: Tayvan’ın yarı iletken başarısı, dünya çapında teknoloji firmaları ile kurduğu işbirliklerine dayanmaktadır. Örneğin, Tayvan Yarı İletken Üretim Şirketi (TSMC), Apple, AMD ve NVIDIA gibi global teknoloji devleriyle çalışarak dünya çapında bir etki yaratmıştır. Türkiye’nin de yarı iletken üretim kapasitesini artırmak için uluslararası teknoloji firmaları ve yarı iletken üreticileri ile işbirliklerini artırması önemlidir. Bu tür işbirlikleri, teknoloji transferini kolaylaştırabilir ve Türkiye’nin kendi yarı iletken endüstrisini geliştirmesine yardımcı olabilir.
  5. Altyapı Yatırımları: Yarı iletken üretimi, son derece sofistike ve pahalı altyapı gerektirir. Örneğin, yüksek saflıkta malzemeler ve ultra-temiz üretim ortamları gereklidir. Tayvan, bu tür tesisleri kurmak ve modernize etmek için büyük miktarda yatırım yapmıştır. Türkiye’nin de yarı iletken üretim tesisleri kurmak ve bu tesislerin sürekli olarak modernize edilmesini sağlamak için büyük ölçüde yatırım yapması gerekmektedir. Bu hem hükümetin doğrudan yatırımları hem de özel sektörün teşvik edilmesi yoluyla gerçekleştirilebilir.
  6. Hukuk: Hukukun üstünlüğü ve fikri mülkiyet hakları da yarı iletken endüstrisinde başarılı olmak için önemli bir faktördür. Tayvan, yasal düzenlemeleri sıkı bir şekilde uygulayarak fikri mülkiyet haklarını koruyor ve bu da yerli yarı iletken üreticilerinin yabancı rakiplerine karşı rekabet gücünü artırıyor. Türkiye de benzer şekilde, fikri mülkiyet haklarını koruyacak yasal düzenlemeleri sıkı bir şekilde uygulayarak bu alanda yatırım yapan yerli şirketleri destekleyebilir. Bu da yarı iletken endüstrisinde başarılı olmak için önemli bir adım olabilir.

Sonuç

Yarı iletken endüstrisindeki gelişmeler ülkeler için büyük bir stratejik öneme sahiptir. Savunma sanayinden sağlık sektörüne, elektronik eşyalardan her türlü teknolojik araç ve gereçlere kadar her alanda kritik bir olmazsa olmaz haline gelen yarı iletkenler teknoloji yarışında var olmak isteyen ülkeler için hayati bir ihtiyaç haline gelmiştir. Özellikle son çip kıtlığı krizinden sonra, yarı iletkenlere ulaşım veya onların tedarik zincirinde yaşanacak sıkıntıların ülkelerin tüm sektörleri kadar insanların günlük ihtiyaçlarının karşılanmasından devam eden savaşlarda dengelerin değişmesine kadar etkileri olduğu açıkça görülmüştür. Yarı iletkenler konusunda tedarik sağlayıcılar açısından dünyada pek çok alternatif bulunduğunu söylemek zordur. Var olan tedarik kaynaklarının ülkelerin ihtiyaçları arttıkça sürekli yetersiz kaldığı gözlenmektedir. Yarı iletkenler alanında büyük bir başarı hikayesi yazan Tayvan modeli, Çin ve ABD arasındaki büyük çekişmenin merkezlerinden birisinin Tayvan olmasında doğrudan sebeplerden birisidir. Türkiye’de pek çok teknolojik alanda atılımlar yapmaktadır. Özellikle de savunma sanayinde artan yatırımlar, uçak, füze, ağır silahlar endüstrisinden dünya çapında ün yapmaya başlayan İHA ve SİHA gibi yeni savunma araçlarındaki teknolojik gelişmelere kadar pek çok alanda öncü ülkelerden olma hedefindeki Türkiye için yarı iletkenler endüstrisine büyük bir teknolojik girişim olarak odaklanmak önemli bir stratejik üstünlük getirecektir. Bu konuda Tayvan modelinden alınacak dersler ile Türkiye’nin kendi yol haritasını oluşturması mümkündür. Dünyanın yeni jeostratejik dengeleri, artan küresel rekabet alanları ve teknoloji savaşlarındaki mücadeleler göz önüne alınınca hepsinin merkezinde stratejik bir anahtar haline gelen yarı iletkenlere yatırım yapmak ve bu alanda sağlanacak bir başarı Türkiye için çok büyük bir kazanım olacaktır.


DİPNOTLAR:

[1]Çip krizlerinin tarihi ve sebepleri ile ilgili daha detaylı bir analizi, daha önce Politika, İnovasyon, Tasarım ve Gelişim Merkezi’nde (PİTGEM’de) yayınlananDünya’daki Çip Krizleri ve Sebeplerimakalemizden okuyabilirsiniz.

[2]Çiplerin günümüz savaşlarındaki etkisi ile ilgili olarak detaylı bir analiz için, daha önce PİTGEM’de yayınlananÇip Krizi ve Teknoloji Ambargosunun Ukrayna – Rusya Savaşı’na Etkisi: Rusya Nasıl Bataklığa Saplandı?makalesini okumanızı tavsiye ederiz.

Bültenimize Abone Olun

En son haberler ve özel duyurulardan haberdar olmak için abone olun