Bültenimize Abone Olun

En son haberler ve özel duyurulardan haberdar olmak için abone olun

Tarih:

Henry A. Kissinger’ın Ardından: İki Özel Türkiye Anısı

Diğer Başlıklar

Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

ÖZET

Henry Alfred Kissinger, 27 Mayıs 1923’te doğmuş ve 29 Kasım 2023’te 100 yaşında hayata veda etmiştir. Soğuk Savaş Dönemi’nin en önemli aktörlerinden birisi olarak kabul edilen Kissinger, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanları Richard Nixon ve Gerald Ford dönemlerinde Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak kritik görevler üstlenmiştir. Diplomasi, strateji ve jeopolitik çatışma konularında dünyanın en tanınmış uzmanlarından birisi olarak çok ayrıcalıklı bir konumda bulunan Henry A. Kissinger, Amerikalı diplomat, Dışişleri Bakanı, ulusal güvenlik danışmanı, uluslararası stratejist, siyaset bilimci, jopolitik siyasi danışman, güvenlik danışmanı ve siyasetçi kimlikleri ile dünyadaki çatışmaları ve değişimleri yönlendirme ve yönetme konusunda ciddi bir üne sahiptir.

Bu siyasi anı yazısında, Henry. A. Kissinger’ın 1994’te yılında Türkiye’ye yaptığı ziyaret ve Türkiye’de dönemin başbakanı Tansu Çiller ile özel görüşmesinin detaylarına yer verilmektedir. Bu özel görüşmede neler konuşulduğu, görüşmeye refakat eden emekli büyükelçi, kıdemli Türk diplomat, o dönem Tansu Çiller’in başdanışmanlığını da yapan Daryal Batıbay’ın kaleminden ilk kez aktarılmaktadır. Yine aynı görüşmede bahis konusu olan, Henry A. Kissinger’ın, Türkiye’nin Akdeniz’deki sismik aramaları sonrası alevlenen Türk-Yunan krizi üzerine Türk Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ve Yunan Dışişleri Bakanı Dimitrios Bitsios’u New York’a özel bir görüşmeye çağırması sonrası yapılan toplantıdaki mahrem bir anekdot da bu yazıda açıklanmaktadır. Henry A. Kissinger, 1976’da New York’ta Türk Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ve Türk heyeti ile Manhattan’daki bir otelde özel bir toplantı yapmıştır. Kissinger’ın görüşme sonrası espri ile karışık basına ‘bu görüşmeden sonra Yunan bakan ile de görüşünce bir psikiyatriste gideceğim’ diye vurgu yaptığı gergin bir havada geçen toplantıdaki çok özel anlar bu anı yazısında okuyucu ile paylaşılmaktadır.  

Henry A. Kissinger’ın Ardından: İki Özel Türkiye Anısı

29 Kasım 2023 tarihinde vefat eden Amerikalı diplomat, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Danışmanlığı gibi önemli görevlerde bulunan, Henry Kissinger ile Türk Dışişleri Bakanlığı’nda görev yaptığım dönemlerde çeşitli toplantılarda birlikte mesaimiz ve özel görüşmelerimiz oldu. Bu toplantılardan 1994 ve 1976 yıllarında olan iki özel görüşmenin içeriğine dair bazı notları Kissinger’in ölümü vesilesi ile kendisini de anmak adına paylaşmak istiyorum. Aslında 1994’teki görüşmede 1976’daki anımıza dair anekdotu da dönemin başbakanı Tansu Çiller’in hatırlatması ile tekrar konuştuğumuz için iç içe iki özel anıyı da burada ilk kez açıklamış olacağım.

1994 yılında bir Mayıs günü, Başbakanlık’taki ofisimde New York’tan Ahmet Ertegün beni telefonla aradı. Ekim 1993’ten beri Başbakan Tansu Çiller’in baş danışmanlarından biri olarak Ankara Gaziosmanpaşa’daki Başbakanlık ek binasında çalışmaktaydım. Ahmet Bey’i, son dış görev yerim olan Washington yıllarından tanıyordum. ABD’deki Türk toplumunun seçkin ve etkili isimlerinden biri olan Ahmet Ertegün Washington ve New York’taki diplomatik misyonlarımız ile temas içindeydi.

Ahmet Bey, 1994 yazında Henry Kissinger’ı Bodrum’daki evinde misafir edeceğini, Türkiye’ye bu gelişinde, Kissinger’ın Başbakan Çiller ile görüşmek istediğini, böyle bir görüşme mümkün olacaksa, Bodrum’a giderken veya dönerken İstanbul’a uğrayacağını bildirdi.

Başbakan Çiller’in görüşme isteğini olumlu karşılaması üzerine, Kissinger Boğaz’da, Müşir Fuat Paşa Yalısında Başbakanı ziyaret etti. İki saate yakın süren görüşmeye, Kissinger, soğuk savaşın Batı’nın zaferi son bulduğu, yeni bir uluslararası düzenin ortaya çıktığı dönemde, Türkiye’nin bir dostu olarak, bazı görüş ve telkinlerini paylaşmak istediğini, görüşmeyi bu amaçla istediğini söyleyerek başladı.

Özel Fotoğraf: Henry A. Kissinger, Tansu Çiller ve Daryal Batıbay (sağdan sola) Müşir Fuat Paşa Yalısı, İstanbul. Kaynak: Özel Fotoğraf Telif Hakkı: © PİTGEM (Politika, İnovasyon, Tasarım ve Gelişim Merkezi), 2023 (Daryal Batıbay’a özel teşekkürlerimizle).

Kissinger, Türkiye’nin soğuk savaş yıllarında Batı ittifakı için oynadığı ileri karakol rolünün yeni uluslararası düzende zayıflayacağını, bu nedenle Türkiye’nin yeni roller üstlenerek önemli bir uluslararası aktör olarak kalmasını dilediğini bildirdi ve şu hususları dile getirdi:

“Bu açıdan sizin başbakan olmanızı bir fırsat olarak görüyorum. Batı’da ilgi uyandıran kimliğinizi, izleyeceğiniz politikalarla desteklerseniz, ülkenizi soğuk savaş sonrasında da önemli bir oyuncu yapabilirsiniz. Bunun için demokrasinizi ve ekonominizi geliştirmeniz çok yararlı olacaktır. Türk demokrasisinin en ciddi ayak bağı kanımca Kürt sorunudur. PKK terörünün güvenliğiniz için ciddi bir sorun olduğunu biliyorum. Ancak, teröre bulaşmış etnik sorunların askeri yöntemlerle çözümlenmesi hiçbir ülkede mümkün olmamıştır. Bu sorunların çözümü ülkedeki etnik toplumları demokratik siyasete dahil etmektir. Bu düşüncelerle, bir dost olarak söylemeliyim ki, birkaç ay önce Kürt milletvekillerinin Parlamentonuzdan alınarak tutuklanmalarını yanlış bir adım olarak görüyorum.”

Ayrıca Kissinger, piyasa ekonomisini güçlendirmek için Çiller’in yaptığı açıklamaları memnunlukla not ettiğini, Turgut Özal’ın başlattığı reformları sürdürmek gerektiğine inandığını; gerek ekonomik gerek siyasal reformlar için Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri güçlendirmemizi tavsiye ettiğini ısrarla söyledi. Orta ve Doğu Avrupa’da ki yeni demokrasilerin AB’ye katılma arzuları nedeniyle, AB’nin 1960’lı yıllara giden Türkiye’ye üyelik vaadinin Avrupa gündeminde gerilere düşmemesi için Başbakan Çiller’in bu dosyayı bizzat üstlenmesini tavsiye ettiğini, ABD yönetimlerinin Türkiye’nin AB üyelik sürecinin ilerletilmesine desteğinin süreceğinden emin olunabileceğini, bu konuda ABD’de partiler üstü bir mutabakat olduğunu, AB içinde ise, gerek Türkiye ile bağlarının özelliği gerek en etkili üye olması nedeniyle, Almanya’nın desteğinin kritik olacağını belirtti.

Başbakan Çiller, dostça tavsiyelere teşekkür ederek, Kissinger’ın söylediklerini not ettiğini kısaca belirttikten sonra, görüşmenin içeriğini değiştirmek istedi ve “görüşmemizden önce danışmanım Daryal Batıbay bana sizle 1970’li yıllara ait bir anısını anlattı; size de hatırlatmasını isterim” dedi.

Böylece, Kissinger- Çiller özel görüşmesinin son bölümünde söz bana düştü.

1976 yazında, Türkiye’nin Ege denizinde yürüttüğü sismik araştırmaların kendi kıta sahanlığını ihlal ettiği iddiasıyla Yunanistan, hem Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyine hem de Uluslararası Adalet Divanı’na bizi şikâyet etmişti. Ağustos ayında Güvenlik Konseyi’nin toplanması üzerine ABD Dışişleri Bakanı Kissinger, Türk ve Yunan meslektaşlarını New York’a davet ederek, Ege’de iki NATO üyesi arasında çıkan gerginliğe adeta el koymuştu. Dışişleri Bakanı rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil’in Kissinger ile Manhattan’daki otelinde yaptığı görüşmeye BM Daimî Temsilcisi İlter Türkmen, Dışişleri Siyasi İşler Genel Müdürü rahmetli Necdet Tezel ve Bakanın tercümanı olarak ben katıldım.

Kissinger gergin bir suratla geldiği görüşmeye, “İki NATO üyesi arasında çatışma düşünülemez; ABD böyle bir gelişmeyi önlemeye kararlıdır, gerekirse Akdeniz’deki 6. filoyu Ege’de konuşlandırır, sizleri ayırırız” sözleriyle başladı ve bu arada Türk heyeti ile arasında bulunan cam sehpaya birkaç kez yumruğunu vurdu. Ege sorununa mutlaka barışçı bir çözüm bulunması için Çağlayangil ve Yunanlı Bakan Dimitrios Bitsios’u New York’a davet ettiğini, Türk görüşlerini dinledikten sonra, Yunan tutumunu öğrenmek için Bitsios ile görüşeceğini söyleyip, “sizi dinliyorum” dedi.

Bu beklenmedik sert tavır, tüm Türk heyetini şaşırtmıştı. Bakanımız Çağlayangil, bizlere dönerek, bu üslubun diplomatik gelenekler ile bağdaşmadığını söyledi ve sonra Ege’ye ilişkin Türk görüşlerini anlatmaya başladı. Her cümlesinin sonunda duruyor, ben çeviri yapıyordum. Konuştukça Çağlayangil’in üslubu sertleşmeye başladı ve sonuna doğru “Yunanlılar bütün Ege’nin kendilerine ait olduğunu sanıyorlar, neredeyse Bodrum veya Çeşme’de denize girerken bize pasaport soracaklar. Bu Yunan hayallerine asla izin vermeyeceğiz” dedi ve Kissinger’dan da biraz daha sert bir şekilde önündeki cam sehpaya yumruğunu vurdu.

Çağlayangil’in açıklamaları son bulunca, salona sessizlik hâkim oldu. Kissinger’ın bir şeyler söylemesi beklenirken, o sessizliğini bir süre uzattı, sonra kalkıp cam sehpanın etrafından dolaşıp, Çağlayangil’in yanına geldi ve eliyle omzuna hafifçe bir kaç kez dokunup “Tough guy, aren’t you” dedi. Salonda iki taraftan da gülüşmeler oldu; Çağlayangil ne olduğunu anlamaya çalışan ifade ile bana bakıyordu. “Size amma da sert erkekmişsiniz dedi efendim” diyebildim. Çağlayangil’in de yüz hatları yumuşadı, bizlere dönerek, “geldiğinden beri bize rol kesiyormuş” dedi.

Görüşme bitince iki bakan kendileri bekleyen Türk, Yunanlı ve Amerikalı gazetecilerin önüne doğru yürüdüler. Kissinger, Türk meslektaşı ile Ege sorununu görüştüğünü, Yunanlı bakan ile aynı konuyu ele almaya gideceğini belirtti ve biraz durakladıktan sonra “I will then go and see my psychiatrist” dedi, gazetecilerden kahkahalar yükseldi. Çağlayangil’in kulağına “Bitsios’tan sonra psikiyatrıma gideceğim” diye çeviri yaptım. Bakan “o ne demek” deyince” Türkler ve Yunanlılar beni deli ediyorlar demek istedi” dedim. Çağlayangil, yanında duran İlter Beye dönüp, “bu adam hokkabazlığa meraklı” deyiverdi.

Anlattığım bu anı Kissinger’ın çok hoşuna gitti, bir hayli güldü. Bir yerde iznimle kullanmak istediğini söyledi ve adımı not aldı. Ege krizi yüzünden 1976 Ağustos’unda tatil yapamadığını, ama Güvenlik Konseyinin o ayki dönem başkanı İngiltere’nin desteği ile iyi sonuç aldıklarını, Türk-Yunan gerginliğini yatıştırdıklarını belirtti.

Ben de bu değerlendirmesini paylaştığımızı, Güvenlik Konseyi’nin kabul ettiği 395 sayılı karar ile iki ülkeye Ege’de tek taraflı hareketlerden kaçınma çağrısı yapıldığını hatırlattım. Ayrıca bu karar uyarınca Türkiye ve Yunanistan 1976 yılında imzaladıkları Bern mutabakatı ile üstlendikleri moratoryuma uyarak, Ege’de sorunlar çözüme kavuşturulmasa da 1986 yılındaki yaşanan dışında, gerginliklerin önlediklerini söyledim.

Başbakan Çiller, Kissinger’ı akşam yemeğine alıkoyacağını toplantı öncesinde bana söylemişken, toplantı sonrasında bu fikrinden vazgeçti ve konuğunu Boğaz’daki yalıdan uğurladı.

Bültenimize Abone Olun

En son haberler ve özel duyurulardan haberdar olmak için abone olun

Daryal Batıbay, Emekli Büyükelçi
Daryal Batıbay, Emekli Büyükelçi
Emekli Büyükelçi Daryal Batıbay, 1 Ekim 1946’da Bursa’da doğmuştur. 1964’te Robert Koleji, 1968’de de Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF), Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisansını, 1972-1974 yılları arasında Princeton Üniversitesi’nde Woodrow Wilson School of Public and International Affairs’te tamamlamıştır. 1969-2011 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı’nda Meslek Memuru olarak çok önemli görevlerde bulunmuştur. Dış görevleri; New York, Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciği, NATO Daimî Temsilciği, Moskova Büyükelçiliği, Washington Büyükelçiliği, Zagreb Büyükelçisi, Pekin Büyükelçisi, Avrupa Konseyi Daimî Temsilcisi/Büyükelçi. Dışişleri Bakanlığı’ndaki görevleri; Dışişleri Bakanı Özel Danışmanı, Kıbrıs-Yunanistan Daire Başkanı, Çok Taraflı Siyasi İşler Genel Müdürü. Başbakanlıktaki görevi; Başbakan Özel Danışmanı. Batıbay, aynı zamanda Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Türk Dış Politikası dersi vermiştir. Sümbül Batıbay ile evlidir.